savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2015

Fury

Valla gerçek olaylardan bile esinlense arada insani değerlere önem veriyor gibi görünse, aşırı rahatsız edici insan ölümlerini (tank paletinde ezilmek gibi) göstererek duyar kassa bile yine bir amerikan kahramanlık hikayesi izliyoruz. yönetmeni david ayer bile olsa bu böyle.


Evi yurdu kalmamış savaşlarda sürüklenip normal hayatı unutup birbirine sarılan erkeklerin kahramanlık dolu hikayesi bu. Göçmeni, psikopatı, dindarı ve tarafsız lideri olan sonradan saflığın da katıldığı bir küçük amerika temsili tankın içinde ve almanyaya giren ordunun hikayesi.

Sıkılmadan izleniyor. Teknik açıdan da başarılı ama amerika güzellemeleri 7 puanda takılıp kalıyor bende.  İzleneiblir ama çok önemli bir film değil.


20 Kasım 2014

Lone Survivor

öncelikle vıcık vıcık bir amerikan kahramanlık hikayesi oluşuyla insanda nefret hissi yaratıyor.



bir de geride bir tek kişi kalmışken diğer karakterler ve olaylarla ilgili anlatılan hikayelere hiç inanmıyorum. tek başına sağ kalan hepsini kahramanlaştırıp kendini de en üstüne koyuyor.

gereksiz filmlerden kesinlikle. zaman kaybı.

02 Ekim 2012

The flowers of the war

valla çok bildik ve gereksiz bir hikaye.



benzerleri oldukça fazla olan bu hikaye yeni hiç bir şey katmıyor bize. Standartın hiç bir açısından üzerine çıkamıyor. Biraz abartıldığına da eminim.

Tamam yönetmen oyuncular iyi. Hatta yapım da büyük ve başarılı ama kahraman subay haricinde hiçbir çekiciliği yok filmin. Christian Bale bildik oyununu sergiliyor, küçük kızlara ifrit olunuyor film uzun süresiyle sıkarak bitiyor.

6/10

17 Haziran 2011

Route Irish

"hayal kırıklığı değil öfke hissedin"


Irak Savaşının artık oturma odamızda olduğunu söyleyen yönetmen dünyanın her yerindeki ezilmiş tarafa eğilmeye devam ediyor. Daha önce İspanya iç savaşı ve Meksikalı göçmenleri konu olmuştu. Şimdi de ırak ve büyük şirketlerin para uğruna hayatları hiçe sayışını konu alıyor büyük usta.




Fergus kendisiyle birlikte Irak'a götürdüğü arkadaşının ölümünün ardından "yanlış zamanda yanlış yerde" olduğuna inanmaz ve araştırınca büyük şirketler ve insanlıktan nasibini almamış insanların hesabını kesmeye karar verir.




Film gerek kurgusu gerek hareket oranının yüksekliği ile farklı bir Loach filmi. Eleştiri dozu ise çoğundan yüksek. Ama klişeleri yıkan yapısı ile gönülleri fethediyor. Kendi ipini kendi çekecek kadar cesur adamların hikayesi.




Not: filmde tek dikkat çeken şey; Loach için fazla ölümün olması hatta bazı ölümleri bizim isteyecek hale gelmemiz ve bunların rasyonelleşmesi.









13 Nisan 2010

Lebanon

Lebanon kesinlikle Waltz with Bashir'in peşinden giden iyi bir savaş karşıtı film.


Venedik Altın Aslan ödüllü bu film için sanırım denilecek çok şey var. ben karışık duygularımla rastgele değinmeye çalışacağım.

Öncelikle filmin konusu kısaca şöyle; İsrailin Lübnan'a savaş açtığı ilk güne değinen film, bir tankta görevli 4 askerin, "insan" olan bu çocukların, korkularıyla, kavglarıyla, sakin kalamayışlarıyla ve en önemlisi o daracık tankın içine sıkışmışlıklarıyla hayatta kalmaya çalışmalarına değiniyor. Tanka yeni atanan Shmulik daha ilk görevinde hepsi acemi olan arkadaşlarının da gergin olduğu bir gece geçirir ve ardından israilin lübnan topraklarına girişinde görev alırlar. Nişancı olan genç asker tetiği çekmek de zorlanmaktadır. idam fermanını yazmadığı halde cellat olması istenmiştir. Masum insanların celledı.

Yigal, Asi, Herzel ve Shmulik. Birer piyon olarak gösteriliyor bize. Dışardan bakınca onlar piyon (katil). Ama içerden bakınca (kastedilen tankın içidir) hepsi korkak çocuklar. Savaştan ölesiye korkuyor, en kolay görev olan St. Tropez kasabasını temizleme görevini tamamlamadan ailelerinin yanına dönmeyi düşünüyorlar. Savaşmak, birinin ölümüne sebep olmak istemiyorlar. Kavgacı Herzel de ana kuzusu Yigal de evi düşünür. Shmulik tetiği çekememesi meşru kılmak için Asi'ye "neden nişan aldığım hedefin tetiğini sen çekmiyorsun" diyor. Asi ise komutanı olduğu tanktaki hiyerarşik pozisyonunu korumakla, insancıl davranmak arasında sıkışıyor. Bu kadar az söz, mekan kullanımına rağmen her 4 karakter de derinlemesine ve başarılı bir şekilde resmediliyor.

Yönetmen filme pek çok farklı şey katmış. Öncelikle Dışarıyı gösterdiği her ana tankın dürbününden tanık oluyoruz. Bu o anlarda belgeselvari bir hava yaratıp, rahat bir açı vermeyerek bizi de tankın içine sokmasıyla sonuçlanıyor. Klostrofobik ortam bir şekilde bizi de hapsediyor, hatta yer yer nefes almamızı bile engelliyor. Bu kamera oyunu daha sonra (nişancı dürbünü olduğu için) hedef de gösteriyor. Burada hedef olanlar da olması gerektiğini düşündüklerimiz de hedefi hedef haline getirenler* de var. Doğru yanlış hedefler. Düşmana saldırmazken, masum birini hedef alabiliyor. Yer yer içimizden geçtiği üzere İsrail askerini hedef alabiliyor (her an patlar kaygısı yaratarak). Hiç çekinmeden ölülere bakabiliyor. Onların yanında anlamsız soğukkanlılıkla oturan yaşayanlara, ailesini kızın kaybetmiş çıplak bir kadına nişan alıyor. Namlunun (kameranın) ucunda hiç olmayacak bir an ve yerde Paris, Londra hedef oluyor.(bkz:hedef*). İkiz Kule'ler afişinin önüne park eden Phalangalistleri gösterirek kulelerin de hedef olduğunu gösteriyor. Kamera çok yönlü çok acımasız ve çıplak. Kamera dışarı da bir silah.

Sonuç olarak kamerası ve karakterleriyle savaşın çıplak yönünü gösteriyor film. Sert bir şekilde gösteriyor ve ekliyor "bu en kolay görevdi". Savaşın sonrasını varın siz düşünün.
Filmin açılış sekansında görünen ayçiçek tarlasını filmin sonunda afişteki haliyle içinde tank varken görüyoruz. Abestle iştigal bu durum savaşın gereksizliğine sert bir gönderme kanımca.

Not: Filmin çıkış noktası da bu afiş ayrıca. Tüm hikaye bu sahneyi gören yönetmen tarafından yaratılmış. Bazen tek kare yetiyor demek ki bir şeyleri anlatmaya (anlamaya)

8.5/10

16 Eylül 2009

R Point

Kimse ne olduğunu bilmiyor?

Savaş filmlerinin vazgeçilmez sahnesidir, ekip üyelerinin hepsi hayattayken birlikte fotoğraf çektirmek. "R Point" in savaş filmlerine benzeyen tek yanı da bu sanırım.

R Point Kore yapımı bir savaş filmi. Düşmanın olmadığı, psikolijik bir savaş. Kayıp askerleri bulmak için Vietkong topraklarına giren askerler de teker teker kaybolurlar, ölürler, intihar ederler. Filmin başındaki kurgu ve yukardaki fotoğraf bize olacakları söylese de nasıl olacağını öğreneceğimizi ummamızı sağlıyor.

Ummuduğumuzu bulamama sebebimizse kayıp askerleri arayan timin operasyon hakkında hiç birşey bilmemesine ek olarak dışardan izleyen bizler de bir şey öğrenemiyoruz. Yani kimin niye nasıl öldüğü ve kaybolduğu gizemi bizi de sarıyor.

Ana akımdan ayrılan ve iyi gibi başlayan film sonunda sorulara cevap vermeyerek beklentileri karşılayamıyor. Ancak yine de değişik türde savaş filmleri sevenlerin ilgisini çekebilir.
7/10


  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP