en iyiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
en iyiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Ocak 2014

2013'ün En İyi Filmleri

     Öncelikle gıcık olduğum şey şu : Yurtdışı sitelerinde bir çok liste yayınlandı "2013'ün En İyi Filmleri" diye. Ama bu filmlerin çoğu vizyona girmediği gibi internete de düşmedi. Yani görme şansımız olmadı. 

     Zaten bu kişisel bir blog. O nedenle liste 2013'de yayınlanan filmlerden değil, benim 2013'te izlediğim filmlerden oluşmakta. Aşağıdaki afişten 2 tane görebildik mesela. 





1- Jagten - The Hunt (Danimarka)
Bence senenin en iyisiydi. Anlatımı olsun, oyunculuklar olsun, insanı gerebilen gerçekçi, zamansız ve coğrafyasız filmlerden biri. Kesin izlenmeli.

2 - The Great Beauty  (İtalya)
Beni en çok şaşırtan film olabilir. Zep'in hayatıyla çelişen sivri dili durmadıkça alınan keyif artıyor. 

3 - Frances Ha  (Amerika)
Frances hepimizin varolan bir arkadaşının izdüşümü. Tanıyoruz kendisini. O yüzden iyi anlatılınca da seviyoruz.

 4 - Le Passe   (İran-Fransa)
Bence geçmişi ince ince işleyip akılda sorular bırakmadan sindirerek cevaplar veren bir film olması bile yeterli.



5 - Before Midnight   (Amerika)
Serinin devamı olup ısrarla eline yüzüne bulaştırmaması bile yeterli. Ama ayrıca güzel. Her ne kadar yunan produktör oyununa gelsek de güzel. 

6 - blue is the warmest colour   (Fransa)
Valla listeye baskılarla girdiğini belirteyim. İyi ama en iyi mi hala sindirip algılamaya çalışıyorum.

7 - The Broken Circle Breakdown    (Belçika)
21 Gram benzetmesi haksız değil. Ama daha sade daha gerçekçilik dozu iyi ve güzel film. Drama sevenlere birebir.

8 - Searching For Sugar Man   (Güney Afrika-Amerika)
Filmin hangi yıl yayınlandığı değil benim ne zaman izlediğimse mesele bu film kesinlikle ilk 10'u sonuna kadar hakediyor. Hikayenin orjinalliği olsun belgesel sıkıcılığından tamamen uzak duruşu olsun mükemmeldi. Mutlak izlenmeli.

9 - Gravity   (Amerika)
Bence teknik (uzay bilimi ve fiziğe) girmeden düşünürsek yaratılan atmosferi bile inanılmaz başarılı. Ben sadece sahip ölmüş köpek bakışlarına sahip Sandra Bullock'u sevemedim. Ama gerçekten tek başına oynayıp filmi götürebilmesine de lafım yok.

10 - This is The End   (Amerika)
Ben çok eğlendim bunu izlerken. Başka bir sebep gerekmiyor.

10 - No  (Şili)
Onbirinci sırada olduğu kesin.  Bizim gibi stilize reklamları seven ama derinlerde bir yerde (sözsel geçmekle kalsa da) sosyalist olan adamlar için biçilmiş kaftan. Zira Pinochet'yi devirecek sosyalistlerin reklam kampanyasının hazırlanışını anlatan film bence gerekli seviyede. Ne eksik ne fazla.
 --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Bundan sonrası tamamen kişisel zevklerle beğendiğim filmler. Sırası ve ayrıcalığı yoktur   :)

Only Lovers Left Alive
Filmi izleyip sonlardaki Yasmine Hamdan şarkısına vurulmamak ve filmin genelindeki alaycı tavrı sevmemek çok zor. Üstüne filmden çıkıp Ürdün'e uçup nispeten arap kafası yaşayınca insan üzerindeki etkisi daha fazla oluyor.


Like Someone in Love   - Abbas Kiarostami    
Dsmartta izlemek ilginçti. Onun olduğunu bile bilmeden izledim. Çok beğenilmemiş ama ben çok sıcak buldum.


Oblivion
Valla utanıyom yazarken ama bilimkurgu seven biri olarak bir tane eklemem lazımdı. En eli yüzü düzgün olan bu.


The Imposter
Bir belgesel daha. Manyak bir adam-çocuğun hikayesi. Dünya garip yer vesselam. 


The World's End
  This is End ile akrabalar demiştim. Bu bir tık az güldürdü. O yüzden yedekler listesinde.

Bence yılın en beklenmedik filmiydi. Tamam zombi filmlerini seviyorum ama bu bayağa eğlenceli ve farklıydı bence.

  Ayrıca listede olup izlenecekler var tabi. Ama onlar 2014 listesine dahil olacaklar haliyle.
  • 12 Years A Slave
  • Her
  • Wolf of Wall Street
    Inside Llewyn Davis


03 Ocak 2013

2012'nin En İyi Filmleri

Askerlik, iş aramalar, düğün, şehir dışı seyahatleri derken bu sene çok az film izledim. Son 15 yılın en az filmini bu sene izlemiş olabilirim hatta. Ama adettendir en iyi filmler seçkisini yapalım bakalım. Yazamadığım filmler var. Aklıma gelmezlerse yapacak bir şey yok.





1- Once Upon A Time in Anotolia   

(gerçekten izlediğimde dumur oldum. bu kadar güzel olacağını düşünmemiştim. bu kadar zamansız coğrafyasız bir film izlediğim için şanslı hissettim kendimi) 


2 - Moonrise Kingdom  
(bu adamın bol karakterli çok anlatımlı filmleri hem doyurucu hem de eğlenceli. sevmemek mümkün değil bence bu genç Badlans kaçkınlarını) 

3 - Klovn: The Movie
(Bu kadar gülüp bu kadar gerildiğim rahatsız olduğum bir film oldu mu diye düşündüm durdum 2 gündür. Kara komedi. Joe yanlış yapmadan boktan çıkmıyordu. Bu doğru yapmadan boka girmiş durumda) 

4 - Black Mirror   
(Tv de yapılan işler artık sinemayı yakaladı ve black mirror geçebileceklerinin en güzel göstergesi) 

5 - Codayi-i nadir ez simin  
(geçen sene filmi ama ancak izledim. detayların ne denli önemli olduğu ve önyargısız bir gözlemci olamayışımızı yüzümüze vuran güzel film) 




6 - Amour   
(aşk bu kadar sade ve bu kadar çarpıcı olmamıştı. aşk rahatsız eder. haneke anlatıyorsa    daha çok rahatsız olursun) 

7 - Midnight in Paris   
(geçmişe saplanma. günün kıymetini bil canım benim diyen bir woody allen filmi. barcelona ve roma'dan daha güzel) 


8 -  2 Coelhoes 
(Brazilyadan güzel bir film. hayatının planını yapan bir adamın öyküsü. sonra detaylı yazacağım)


9 - The Kid with A Bike 
(Gerçekten sinemanın duruluğu çocukların saflığı kadar şaşırtıcı olabiliyor. ) 


10 - Looper  
(bilimkurgu seven özleyen bünyeye ilaç gibi gelmiş filmdir. genel sevmese de bence akıcı ve başarılı) 



Intouchables   ırkçı söylemi ve mücadeleci tavrı güzel. açılış sekansı çok heyecan verici
Take Shelter  gerilim dozu iyi bağımsız sinemadan güzelörnekti.
Cabin in the woods  sevmediğim korku sinemasına girişi sağladı. 


The Angel's Share   Loach film çektiği her sene benim listeme girer kanısındayım
Hobbit senenin büyük prodüksiyonuydu. 
Terreferma  yılın siyasi filmi olarka dikkat çekiciydi. İtalyan aile filmlerini özlemişim. 



20 Aralık 2010

2010'un en iyileri

2010 yılı nedense bana çok dolu dolu geçmedi gibi geliyor. Belki beklediğim filmlerin yıl sonuna kalması ve aralığın son haftası ya da 2011'de izleyecek olmamla iligli. ( Örneğin : somewhere)



Ama gerek Türkiye gerekse -uzakdoğu başta olmak üzere- yabancı sinemada bir polisiye furyası vardı. Bu toplumun gizemle birlikte artık hareket istediğinin en somut örneğidir. Artık uzun sekans film çekmek ve bunu izlettirmek zor. Belki bu tutum yanlış ama 2010 sineması böyle. Toplum üzerindeki polis etkisinin tüm dünyada artması ve polisin sertlikten çekinmemesi de eş zamanlı olduğu için böyle hissediyor olma ihtimalim var.

Bu polisiye furyasından ise sinemanın gücünden beslenip onu kullanarak çekilen filmler de var. Bu filmler alt metin ve zeka parıltılarıyla etkileyici oldular. Sanıyorum Av Mevsiminin beklentilere cevap vermeme sebeplerinden biri de buydu. Behzat Ç., Sun Taam gibi yapıtlardan sonra olmazdı. Olamadı. Ama baktığımız zaman polis her türlü konuya dahil edileibliyor. Yeri geliyor The Other Guys'ta sistemi içinden eleştirirken eğlendiriyor, yeri geliyor Bad Lieutenant ile kendiyle birlikte dini eleştiriyor.


Not : Bu liste 2010 çıkışlı filmlerden oluşmuyor. Blogda bu sene içinde izlenip yazılmış filmlerden oluşuyor. O nedenlede son derece kişisel. Ayrıca filmlerin isimlerine tıklarsanız izlediğim zaman yayınladığım yazıya gitme şansınız da var.



Un Prophete: Çünkü hala aklımda. Çünkü etkisi taze. Verdiklerini düşünüyorum tartıyorum hesaplıyorum. Tekrar izlemek istiyorum. Herkes bilsin istiyorum. Ne dedi sakallis : Hristiyan tarihinden beslenen tonla film izledikten sonra, islam tarihini böylesine güçlü kullanan beslenen bir film güzel bir sürprizdi.



Mad Detective: Uzun süredir böylesine iyi yazılmış bir senaryo, değişik bakış açısı ve şaşırtıcı öğeler görmemiştim. Resmen sinema tutkumu kuvvetlendirdi.




Inception : Büyüklükle karmaşıklığı alıp anlaşlır hale getirip kurgulamak Nolan'ın işi. Vaktinde Tarkovski, Bergman, Kieslovski izlnediğinde ders alınır sinemanın nasıl yapılması gerektiğine dair ip uçları edinilirmiş. Şimdi bu görevi Anderson ve Nolan üstlenmiş gibi görünüyor.



The Secret In Their Eyes: Bu senin sürprizi. Arjantinden bir cinayet, polisiye daha. Eğlenceli yerleri kadar insanı sarsan sahneleri de var. Ben tarz olarak başkalarının hayatıyla aynı yere koyuyorum.





The Chaser : Her şey ters yüz. kurallar gereksiz. Polisiyelerde anti kahraman unsuru kuvvetleniyor ama bundaki çaresizlik ve çaba hiçbirşeyde yok.








Mary and Max : Bir film hem sıcacık hem kapkaranlık olur mu?







Buried : Bu kadar dar alanda bunu yapıyorsan iyiysindir.
Hayat Var: Bu kadar sarsıyorsan iyisindir.
The Killer Inside Me : Bu kadar geriyorsan iyisindir.





The Damned United: Futboldan bir şey olsun diye bile konurdu da Clough'un başarısızlıklarını anlatmak yürek isterdi. Cesurluğu ve belgeselvari havası tertemizdi.



İLK 10 Sonrası



Bonuslar

The American
Le Concert
Toy Story 3
Bad Lieutenant
Robin Hood

28 Aralık 2009

2009'un En iyi Filmi


And The Porward Goes To...


Naçizane anketimize 68 kişi oy vermiş. Herkese tek tek teşekkür ederim.

Sonuçlara gelecek olursak; anket iki filmin inanılmaz çekişmesine sahne oldu. District 9 ve 500 Days of Summer. Ve burun farkıyla 500 Days of Summer son gün verilen bir oyla kazandı.

Sıralama şu şekilde:

1 - 500 Day of Summer (%30)
2- District 9 (%29)
3- Inglourious Basterds (%14)
4- Moon (%7)
5- Let the Right One in (%5)

Gerçekten sırlamanın bu şekilde olmasını ummuyordum. District 9 ya da Moon'dan biri en iyi! olur derken Aşkın 500 Günü ve Inglourious Basterds sürpriz yaptılar. Up, Two Lovers ve Revanche'in bi tane bile oy almasını beklemiyordum aslında.

Zaten seçimli şeylere ve demokrasiye bu nedenle inanmıyorum. Evet, kendimle de çelişiyorum. Önce size seçenekler sunuyor sonra da seçiminizi beğenmiyorum. "Kötü ki o" diyorum. Ve sizin verdiğiniz %42 oyu yok sayıyorum. Hayatta yapmam. Kim o kadar oyu aldıysa birinci o'dur.

Bir yıl bitti. Yılın en iyilerini de seçtik (üstüme vazifeymiş gibi). Bir yazı daha yazabilirim. Avatar the Magnificient hakkında. Bu yıl elimize son anda geçen filmlerden Where the Wild Things Are, Bad Lieutunent gibi filmler ocak ayında izlenir, sizden geri bildirim istenir, yazıları yayımlanır. saygılarımı sunarım.

İyi yıllar.

Not : Bloguma fotoğraf koyup yeni yılda bundan istiyorum demiyecem. Ama gönlünüzden kopan bir şey olursa beklerim efendim :))

  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP