'en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan'
22 Ağustos 2014
08 Ocak 2014
2013'ün En İyi Filmleri
Öncelikle gıcık olduğum şey şu : Yurtdışı sitelerinde bir çok liste yayınlandı "2013'ün En İyi Filmleri" diye. Ama bu filmlerin çoğu vizyona girmediği gibi internete de düşmedi. Yani görme şansımız olmadı.
Zaten bu kişisel bir blog. O nedenle liste 2013'de yayınlanan filmlerden değil, benim 2013'te izlediğim filmlerden oluşmakta. Aşağıdaki afişten 2 tane görebildik mesela.
1- Jagten - The Hunt (Danimarka)
Bence senenin en iyisiydi. Anlatımı olsun, oyunculuklar olsun, insanı gerebilen gerçekçi, zamansız ve coğrafyasız filmlerden biri. Kesin izlenmeli.
2 - The Great Beauty (İtalya)
Beni en çok şaşırtan film olabilir. Zep'in hayatıyla çelişen sivri dili durmadıkça alınan keyif artıyor.
3 - Frances Ha (Amerika)
Frances hepimizin varolan bir arkadaşının izdüşümü. Tanıyoruz kendisini. O yüzden iyi anlatılınca da seviyoruz.
4 - Le Passe (İran-Fransa)
Bence geçmişi ince ince işleyip akılda sorular bırakmadan sindirerek cevaplar veren bir film olması bile yeterli.
5 - Before Midnight (Amerika)
Serinin devamı olup ısrarla eline yüzüne bulaştırmaması bile yeterli. Ama ayrıca güzel. Her ne kadar yunan produktör oyununa gelsek de güzel.
6 - blue is the warmest colour (Fransa)
Valla listeye baskılarla girdiğini belirteyim. İyi ama en iyi mi hala sindirip algılamaya çalışıyorum.
7 - The Broken Circle Breakdown (Belçika)
21 Gram benzetmesi haksız değil. Ama daha sade daha gerçekçilik dozu iyi ve güzel film. Drama sevenlere birebir.
8 - Searching For Sugar Man (Güney Afrika-Amerika)
Filmin hangi yıl yayınlandığı değil benim ne zaman izlediğimse mesele bu film kesinlikle ilk 10'u sonuna kadar hakediyor. Hikayenin orjinalliği olsun belgesel sıkıcılığından tamamen uzak duruşu olsun mükemmeldi. Mutlak izlenmeli.
9 - Gravity (Amerika)
Bence teknik (uzay bilimi ve fiziğe) girmeden düşünürsek yaratılan atmosferi bile inanılmaz başarılı. Ben sadece sahip ölmüş köpek bakışlarına sahip Sandra Bullock'u sevemedim. Ama gerçekten tek başına oynayıp filmi götürebilmesine de lafım yok.
10 - This is The End (Amerika)
Ben çok eğlendim bunu izlerken. Başka bir sebep gerekmiyor.
10 - No (Şili)
Onbirinci sırada olduğu kesin. Bizim gibi stilize reklamları seven ama derinlerde bir yerde (sözsel geçmekle kalsa da) sosyalist olan adamlar için biçilmiş kaftan. Zira Pinochet'yi devirecek sosyalistlerin reklam kampanyasının hazırlanışını anlatan film bence gerekli seviyede. Ne eksik ne fazla.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bundan sonrası tamamen kişisel zevklerle beğendiğim filmler. Sırası ve ayrıcalığı yoktur :)
Only Lovers Left Alive
Filmi izleyip sonlardaki Yasmine Hamdan şarkısına vurulmamak ve filmin genelindeki alaycı tavrı sevmemek çok zor. Üstüne filmden çıkıp Ürdün'e uçup nispeten arap kafası yaşayınca insan üzerindeki etkisi daha fazla oluyor.
Like Someone in Love - Abbas Kiarostami
Dsmartta izlemek ilginçti. Onun olduğunu bile bilmeden izledim. Çok beğenilmemiş ama ben çok sıcak buldum.
Oblivion
Valla utanıyom yazarken ama bilimkurgu seven biri olarak bir tane eklemem lazımdı. En eli yüzü düzgün olan bu.
The Imposter
Bir belgesel daha. Manyak bir adam-çocuğun hikayesi. Dünya garip yer vesselam.
The World's End
This is End ile akrabalar demiştim. Bu bir tık az güldürdü. O yüzden yedekler listesinde.
Bence yılın en beklenmedik filmiydi. Tamam zombi filmlerini seviyorum ama bu bayağa eğlenceli ve farklıydı bence.
Ayrıca listede olup izlenecekler var tabi. Ama onlar 2014 listesine dahil olacaklar haliyle.
- 12 Years A Slave
- Her
- Wolf of Wall Street
Inside Llewyn Davis
Gönderen Porco Rosso zaman: 11:37 2 yorum
Etiketler: 2013, 2013 en filmler, 2013 top ten movies, 2013'ün en iyi filmleri, en iyiler, liste
03 Ocak 2014
blue is the warmest colour
02 Ocak 2014
The Great Beauty
Seyahat etmek yararlıdır, hayal gücünü geliştirir.
Geriye kalan her şey hüsran ve angaryadır.
Yolculuğumuz tümüyle hayalîdir. Gücünü buradan almaktadır.
Yaşamdan ölüme yol alır.
İnsanlar, hayvanlar, şehirler, olaylar birer hayal ürünüdür.
Bu bir romandır, yalnızca kurgusal bir hikâyedir.
Littré öyle söylüyor ve o hiç yanılmaz. Ayrıca o kadarını herkes yapabilir.
Siz sadece gözlerinizi kapayın. O, yaşamın diğer tarafındadır.
Louis-Ferdinand Céline
“Gecenin Sonuna Yolculuk”
Burjuvanın göbeğindeki bir adamın ince bir kırılmayla nasıl da içinde tuttuğu dalga geçme potansiyelini dışar vurduğunu izliyoruz. Dalga geçme diyorum zira kesinlikle öfkeli değil JEP. Gayet sakin ve rahat. Bu adamı etkiliyor zaten. Soğukanlı ve zeki.
bence dikkat ederek izlenildiğinde değeri artacak bir film. Üstelik eğlenceli de. Hatta yılın en iyilerinden.
9/10
19 Aralık 2013
The Way Way Back
Duncan annesi, üvey babası ve onun şımarık kızıyla herifçioğlunun yazlığına tatile gider. Sessiz ve sakin bir çocuk olan Duncan biraz asosyal. Ama büyük sorunu bu değil-en azından bunu kendisi sorun etmiyor , sorun ettiği sürekli kendisini toparlayıp düzeltmeye çalışan üvey babasının düzgün olmayan aşırı tutumları.
Duncan bir kaçış bulup eğlence parkında iş bulup zorla sosyalleşip hayattan dersler çıkartıp bir yandan da olduğu gibi sevilmenin tadını çıkartıyor. Kendisine gelen özgüven de hayaını renklendiriyor. Bu özgüven hayatını farklılaştrııyor.
Toni Collette, Steve Carrol, Sam Rockwell, Amanda Peet gibi oyuncuları barındıran film çok da amatör işi bir yeni yetme filmi değil. Eli yüzü oldukça düzgün. Litle Miss Sunshine'ın yolunda giden stüdyo benzer bir iş çıkarmış. Genel olarak da çok beğenilmiş.
Ama ben 7 veriyorum. Bir sebepten çok sevemedim filmi. Aslında geriye dönüp bakınca daha iyi sindirdiğim için midir bilmem oldukça eli yüzü düzgün saçmalamayan bir film var. Gerçeklik ve sadelik üst düzeyde. Ama ilk izlediğim notun arkasındayım ve 7 veriyorum.
Saygılar.
18 Aralık 2013
Before Midnight
Film bu sefer de Before Sunset'in kaldığı yerden gerçek zamanlı olarak 9 yıl sonrayı gösteriyor.
Bir yunan adasında geçen film (yapımcı yunan olduğu için orası tercih edilmiş belliki) usta bir yazarın davetiyle adaya tatile gelen çiftimizin bir öğleden sonrası ve gecesini anlatıyor.Önce Jess'in ilk evliliğinden oğlu bırakılır, kızlarının uykusu eşliğinde eve gidilir ve uzun akşam yemeği muhabbetleri başlar. Tabi ki yine muhabbet diyalog, tartışmalar.
Film öncekilerden daha az önceki olayları aydınlatma derdinde sanki. Daha çok din, tarih, çevre, SEX gibi genel konular konuşuluyor ve kırılma anında da biraz ikilinin ilişkisinin klasik evlilik tadında nasıl olduğuna bakıyoruz.
Evet hikaye oldukça tutarlı. Karakterler olaylara bakışları ve kavga ettiklerinde ağızlarından çıkanlar çok gerçekçi. Yani film olayların bilinmeyen yönünden çok karakterlerin 9 yılda çocuklu aile olarak nasıl bir hale geldiklerini anlatıyor. Bence iyi de yapıyor. Daha usta işi duruyor bu haliyle. Ben sevdim ki ilk iki filmi izleyip sevenler bunu da seveceklerdir.
Aşk her şeyi affeder mi? Sex iyiyse evet affeder.
Before Dawn ve Before Afternoon'u da bekliyoruz :)
Gönderen Porco Rosso zaman: 12:55 0 yorum
Etiketler: 2010s, 2013, 9/10, amerika, ethan hawke, julie dephy
The Conjuring
Sevmiyom korku filmlerini. Ama şans veriyorum her seferinde.
Beni kriter almasın korku filmi sevenler. Banuya sordum o sevdi. İyiydi dedi. Bu tür filmlere ilgisi var hem de. Ama ben hem hikayelerin gerçek olduğuna inanmıyorum hem de bu tür olayları izlemekten neden keyif olduğunu anlamıyorum.
Yüksek oy verip 2013'ün en iyi filmleri arasına sokanlara şaşırıyorum gerçekten.
Benim puanım 6 kanka..
This is The End
Üstelik sinema dünyasındaki karakterleri kendileri gibi göstererek dalga geçip eğlence katsayısını arttırıyor. Ezik tipler, kendine aşık olanlar, benciller ve başkasına aşık olanlar var filmde. Pek çok yanlış anlama, geyik ve eğlence de.
Bence yılın en iyi komedisi. Uzun zamandır bu kadar gülmemiştim heralde. Uzatmayacağım izlenir. İkinci keresinde bile gülünür hatta.
Seth Rogen çok iyi iş çıkarmış.
9/10
Gönderen Porco Rosso zaman: 10:03 0 yorum
Etiketler: 2010s, 2013, 9/10, amerika, james franco, komedi, seth rogen
The Broken Circle Breakdown
12 Aralık 2013
Frances Ha
frances'ın kendini, hislerini, kafa karışıklığını ve her şeyi açıklayan konuşması filmin içinde kendi özeti gibiydi bence:
bir dakikanı almak istiyorum.
bir ilişkide ne istediğimi,
...neden bekâr olduğumu
açıklayabilirim. ha, ha!
zor bir durum -
...biriyle birlikte olduğunda...
...sen onları seversin ve
onlar bunun farkındadır,
...onlar seni sever ve sen de
bunun farkında olursun...
...ama bu bir parti...
...ve diğer insanlarla konuşursun,
...gülersin, ışık saçarsın...
...odayı araştırır, diğerlerinin
gözlerini yakalarsın...
...ama bu sahiplenici olman ya da...
...kusursuz bir cinsellik
yaşaman için değil...
...senin bu hayattaki...
...kişiliğinle alakalı bir durumdur.
bu durum hem komik
hem de üzücü ama...
...bu hayat sona eriyor,
ve tam da orada fark edilmeden...
...herkesi önünde duran
gizemli bir dünya oluşuyor...
...ama kimse bunu fark etmiyor.
yani dedikleri gibi,
etrafımızda başka bir boyut var...
...ama bizde onları
algılama yeteneği yok.
yani...
bir ilişkiye girmeme
sebebim işte bu.
ya da hayata, sanırım.
aşka.
sarhoş gibiyim.
sarhoş değilim.
yemek için teşekkürler.
görüşürüz.
Birisi sondaki zile isimlik takmasıyla ilgili şöyle demiş : Sistemde bir yer edinirsin ama işte adından (kişiliğinden) feragat etmek zorunda kalırsın ve değişirsin diye. Mutsuz olursun diye. Ben nedense öyle yorumlamak istemiyorum. Ne olursa olsun Frances'in bir şekilde mutlu olacağını göstermek istedi yönetmen. Filmin sonunda evi olunca o nedenle isimliği gösterdi.
06 Aralık 2013
Before Midnight
Film bu sefer de Before Sunset'in kaldığı yerden gerçek zamanlı olarak 9 yıl sonrayı gösteriyor.
Gönderen Porco Rosso zaman: 11:02 0 yorum
Etiketler: 2010s, 2013, 9/10, amerika, ethan hawke, julie dephy
05 Aralık 2013
Le Passe
Bence Asghar Farhadi iyi yönetmen olduğunu peşisıra iyi işlerle kanıtladı.Takip edilesi adamlar arsındaki yerini almış oldu.
9/10
Gönderen Porco Rosso zaman: 09:35 0 yorum
Etiketler: 2010s, 2013, 9/10, asghar farhadi, Fransa, iran sineması, la passe
29 Kasım 2013
9/10
14 Kasım 2013
Captain Philips
Tam bu sırada devreye acil durum çağrılarına cevap veren Amerikan ordusu devreye girer. Zaten filmin ikinci yarısı bu kovalamacayla geçer. Kaptan Philips hep sakin akıllı ve ustaca davranır. Amerikan ordusu ta ülkelerinden uçakla özel tim yollar ve iki tane koca gemi takar korsanların kaçırdığı Kaptanı lurtarmak için. Sonrası zaten kahramanlık hikayesi. Öncesi de öyleydi zaten. Hepsi öyle filmin işte. Kaptan kurtulur o anda şoka girer. Ağlar falan. Zor durumda sakinken ölen insanlar ve hayatta kalma içgüdüsü o soğukkanlı adamı sarsar.
Kapringen biraz daha uzun olmalıyken bu film kesinlikle daha kısa olmalıydı. Evet biraz Somalilileri gösterdi, inceden tayfanın biz asker değiliz sendikalıyız diyerek sosyal mesajını verdi film ama bir iki orta durum için koca filmi beğenmek bana göre değil. O kadar Ameirkan ki rahatsız edici. Laflara gel. Gerçek bir Amerikalının başından geçenleri beğenmeme açıklamalrım saçma gelebilir ama bu bir film. Daha farklı olabilirdi. En azından abartıldığı kadar iyi değil.
12 Kasım 2013
Kapringen - A Hijacking
Afişteki birbirine benzeyen gemi ve silah imajları bence ikisinin aynı şey olduğuna bir gönderme. bu da benim tespitim işte napacan :)
8/10
Filmle alakalı başka yorumlar bu linkte Captain Philips yazısında.
11 Kasım 2013
The Lone Ranger
Gore Verbinski Karayip Korsanları bitince başka bir eğlencelik çekmek istemiş, tutarsa da seriye döndürürüm demiş.İnşallah tutmaz.
4/10 (çok uzun zamandır bu kadar düşük not vermemiş olaibliriim)
Gönderen Porco Rosso zaman: 23:53 0 yorum
Etiketler: 2010s, 2013, 4/10, gençlik, gore verbinski, hollywood, johhny deep
10 Kasım 2013
Promised Land
Gus Van Sant'ten bir "şehrime dokunma" güzellemesi.
Geziparkı olaylarına benzer yanı çok. Ama filmin Francis McDormand ve Matt Damon dışında çok bir olayı bence.
Tabi ki herkesin yaşadığı yer kendisine vadedilen toprak ama her yerde para için toprağını geleceğini satan insanlar yok değil. Film buna değinmenin ötesinde yaptığı işe inancını yitiren bir adamın kırsaldaki günlerini anlatması açısında fena değil. Yani kişisel ve minimal bakarsak film ortalama ama hepsi bu. Gus Vant Sant ne kadar dikkat çekebilir buna bilmiyorum.
İzlenirliği düşük değilse de izlenmese bir şey kaybettirmeyecek filmlerden bence. (sinamdan nek adar uzaklaştığımın göstergesidir bu yazı)
Gönderen Porco Rosso zaman: 00:39 0 yorum
Etiketler: 2010s, 2013, 6/10, amerika, gus van sant, matt damon
09 Kasım 2013
The Purge
Kötü senaryo ama zaten tırsak olan beni en azından korkuttu.
Korku filmlerini sevmedim sevemedim. Deniyorum ısrarla ama olmuyor. Bir tek The Others ve ispanyol yapımı El Orphanage senaryoları daiyi olduğu ve sorunsuz aktığı için iyiydiler.
The Purge aslında eleştiri dozu yüksek bir film.
Her yıl bir gece suç işlemek serbest. 12 saat boyunca ne polis ne ambulans ne itfaiye çalışmayacak. Herkes kendi başına kalacak. İnsanlar ya av ya avcı konumunda. Burası tabiki Amerika Birleşik Devletleri. Vebu gece sayesinde ülkenin ayakta kaldığınadem vurulup duruluyor. Yani koca ülkenin arınması şiddetin yasallaşmasıve serbestleşmesi. En kötüsü ise kabul edilir olması.
James Sandin bir güvenlik şirketinin sahibidir ve arınma gecesi sayesinde satışları çok iyidir. Para kazanmaya başlamış ve evini arabasını yenilemiştir. Muhafazakar olan bu adam net şekilde arınma gecesinin ekmeğini yemektedir. Komşular ise bizim üzerimizden zengin oluyorsunuz tribindedi bu aileye karşı. (yok artık. adam iş yapıp para kazanıyor ve komşular bizi soydu tribinde. alma o zaman güvenlik sistemi adamdan)
Sonra bu gece başında kızıyla olan gerginlikler olsun eve oğlunun aldığı siyahi kaçak olsun bir anda huzurlu geçeceği düşünülen geceyi başka bir hale getiriyor. Zenginler gelip siyah adamı teslim et diyor. Derken muhafazakar abimiz bir anda insancıl düşüneyim mi ikilemindeyken kahraman olarak filmden ayrılıyor. Lan bu model bir adamı kahramanlaştırarak korumak nedir? Ailesini koruyordu değil mi? Ama insanların binlercesinin ölmesinin yararından bahsediyordu. Bunun faydasından.
08 Kasım 2013
In Darkness
Kötü desem beni yakarlar.
Film kesinlikle insanın yine içini acıtan bir yahudi hikayesi. Siz zaten yarısını biliyorsunuz artık filmin.
07 Kasım 2013
Jagten - The Hunt
Bu Blogda Ara
Liste Liste Liste
Takip Edenler
İzlediklerim
Ben ve Sen ve Bildiğimiz Herkes
Etiketler
Freedom Fighter
isyan
gerçek samuray
Olacaksan Serseri Aşık olacan
Benim de inandığım sensin bu amına koduğumun hayatında
kalbimizde yaşıyor
himi jendrix
viva zapatista
Melek dediğin böyle olur
çizgi çok ince
ağır abi
