avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2013

Kapringen - A Hijacking

Kaptan Philips öncesi bir de Avrupa versiyonu izleyeyim diye...

Film Danimarka gemisinin bilmediğimiz bir yerlerde (Hindistan Afrika arası Somali taraflarına yakın) Somalili korsanlarca basılması ve gemi mürettabatının geçirdiklerini anlatıyor. Hikayenin gemi tarafında aşçı Mikkel var. Ailesine dönme planları yaparken bir anda kabusun içinde buluyor kendisini. Aslında böyle dedim ama film daha çok Danimarka merkez ofisindeki CEO Peter'ın yaşadıklarına değiniyor. Peter'ın insan hayatına rağmen üstün pazarlık yetenekeleri ve kontrolü elden bırakmayan tavrı nedeniyle istenilen para üzerinden günlerce tartışmasını izliyoruz. 



Gemi sahneleri sadece olanı anlamamız için. Çok fazla oradakilerin psikolojik çöküşlerini göremiyor hissedemiyoruz. Geminin işgal anı ve kavga gürültü yok. Ama Peter'ın filmin başındaki pazarlık gücü ve üstün yönetim becerilerinin, koltuğunu korumak için yaptıklarının ve ruh halinin daha iyi yansıtıldığını düşünüyorum ki bu bence iyi değil. Sanki zulmü çekenler değil de ağlak politikacılar mağdurmuş gibi olmuş.  Onlar savaşıp mücadele etmiş gibi. Aslında yönetmenin yaptığı buydu. Emekçilerin çektikleri değil masa başındakilerin uğraşları anlatılıyor. Para kaybetmemek için verilen mücadeleyi anlatması sanırım yönetmenin isteği. Ne kadar insancıl görüneyasalarda yöneticilerin tek derdi para ve kötü reklam olmamsı gayreti.

İnsan hayatının para ya da madde üzerinden pazarlık konusu olmasına iyi eleştiri ama. Ne demiş Çehov: saklanan bir yüzük varsa filmin sonunda mutlaka patlar. Değer verilen şey her ne olursa olsun bunu kaybetmemek için mücadele verirseniz bir şeyler kaybedeceğiniz kesin. Ceo için de aşçı için de bu geçerli.

Afişteki birbirine benzeyen gemi ve silah imajları bence ikisinin aynı şey olduğuna bir gönderme. bu da benim tespitim işte napacan  :)
Neyse film daha iyi olabilirmiş. Evet Hollywoodvari aksiyonlara girmemiş. Kişilere odaklanmış. Bazen becermiş gibi olsa da daha sağlam olmalıydı. Daha uzun olup bizi insanların sıkkınlığına bulamalıydı. Daha sert eleştirmeliydi alttan alttan değil.

Herşeye rağmen CEO Peter gerçekten savaştı. Ne için olduğu size kalmış.Yerseniz.

8/10

Filmle alakalı başka yorumlar bu linkte Captain Philips yazısında.

08 Kasım 2013

In Darkness

Kötü desem beni yakarlar.

Film kesinlikle insanın yine içini acıtan bir yahudi hikayesi. Siz zaten yarısını biliyorsunuz artık filmin.
 


Polonyadaki bir grup yahudi gettoları basılıp herkes öldürülünce kaçıp kanalizasyona saklanıyorlar. Burada da kanalizasyonları kontrol ve temizlemekle görevli aynı zamanda hırsızlık da yapan Leopold bu insalnalrı görür ve onları saklayacağını ama para ister.  Bir grup yahudiyi gizli köşelerde korur da. Bunun için çok direnir, mücadele eder herşeyi karşısına alır. Zaten Schindler List'ten beri biliyoruz insanların yahudileri (insanlığı) kurtarmak için girdikleri mücadelelere.

Film teknik olarak başarılı bence. Oyunculuklar da fena değil. Peki öyleyse neden hep bir ama hissi var yazıda. Var çünkü film o kadar klişeleşmiş bir hikayeyi anlatıyorki iyi olduğu halde çok şaşırmıyor çok beğenemiyoruz.  Ödüller alması normal. Film sıkıcı değil, akıyor ve izleniyor. Deneyin derim. Ama çok yenilikçi bir şeyler beklememekte fayda var.

Filmin yönetmeni Agnieska Holland Europa Europa, Copying Bethoven gibi filmler ve Wire, Cold Case, Bridge gibi dizilerin yönetmen koltuğunda yer almış biri. Biraz pazarlama yönü kuvvetli yani.


05 Kasım 2009

Antichrist

Piskopatın allahıyım.
Dogma manifestounu yazdıktan sonra ondan belki de ilk vazgeçenin Lars Von Trier olacağını kim bilebilirdi ki. Ya köklerine (nerdeyse) geri döneceğini.

Rahatlıkla söyleyebilirim ki Breaking the Wave'den sonra en iyi Trier filmi. Daha 2 ay önce The Boss of All filmiyle beni dumura uğratan bu küstah adam aynı etkiyi bu sefer olumlu yönde de yapabildi.

Filmin konusu gerçekten anlatmaya müsait değil. İzlersin ve yavaşça içine sindirirsin. Zira rahatsız filmler katagorisine girebilecek simgesel bombardımlarla dolu yavaş görünen ama durmayan bir tempoya sahip.

Oyuncuların devleştiği bir yapım var karşımızda.

Hasta kadınlarla uğraşmayı seviyor Trier (ben de onu kendime bundan yakın hissediyorum:) Kendine uyan tek onlar var anlaşılan. Tavsiye edilesi bir film Antichrist. Cannes sonrası izleyebildiğimiz filmler gerçekten bu yılın en iyileri olmaya devam ediyor
8.5/10

  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP