Chuck Palahniuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Chuck Palahniuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2009

Chuck the National


Bu dizi geçen hafta bir şarkıyla yazılmalı dedirtti bana. Son bir kaç ayın en çok dinlediğim gruplarından biri olan The National'ın Fake Empire şarkısı çaldığından ve bu şarkı sahnesine cuk oturduğundan beri aklımda bu var. indir

Cnbc-e'de uzun zamandır dizi izlemiyordum. Aslında hiçbir şey izlemiyorum. Eskiden güzel filmler yayınlarlardı. Ustalara saygı kuşağında Truffoutlar Godardlar olurdu. Sonra Oliver Stonler Tony Scottlar geldi. Hatta ileri gidip Micheal Bay'e dadandılar.


Chuck son dönemin keyifli dizilerinden. Gerçek bir şapşal olan Chuck bir gün, okuldan kovulmasına sebep olan arkadaşının eve getirdiği bir cdyi bilgisayarına takınca tüm gizli istihbarat bilgileri kafasına yüklenir(evet Matrixte kung-fu yüklemesi benzeri). Ama ziyadesiyle sakar beceriksiz ve korkak olan Chuck bunu kaldıramadığı için bolca komik şeye sebep olur. Bu arada bu şapşalın Stanford Universitesi bilgisayar mühendisliğinde okurken kovulduğunu ve aslında gayet zeki olduğunu belirtmek gerek. Çokça iş kotarsa da komik olmaktan kurtulamamkta. Yanında Sarah adlı afeti devran ve onun yanında da emir eri Casey vardır. Profesyonellerin yanında onlara yardımcı olan Chuck kaçınılmaz şekilde Sarah'a aşık olur (izleyen tüm erkekler ve bazı kadınların da olduğu gibi). Neyse zaten dallanıp budaklanan dizi bu çerçevede yan karakterleriyle de zenginleşerek keyifli dakikalar yaşatır bize. Genelde komedi dizlieri 22 dakika olan Amerikalıların uzun komedi dizilerinden.

Bunu yazarken aklıma diğer Chucklar geldi.


Ha bir de bu dizide başka bir diziyle ilgili komplo teorisi var.


16 Mayıs 2009

Choke



Chuck Palahniuk en sevdiğim yazarlardan biriydi. Biriydi son iki kitabına kadar severdim. Fihgt Club ve Gösteri Peygamberi çok sevdiğim kitaplardan birkaçıydı. Tabi Choke da okurken sürükleyiciliği ve alt metin zengini hikayesiyle başkaydı. Sevmemek zordu yani.  Ama sonra "Kaçaklar ve Mülteciler" ardından da "Ninni" adlı kitaplar yazdı ki biri fazlasıyla kişisel biri fazlasıyla sıkıcıydı. Tam bunları düşünürken filmi çıkageldi "Choke"un. Filmin yönetmeni Clark Gregg. Kimdir bu adam? "New Adventures of Old Christine" adlı dizideki eski ve yeni Christine'lerin birinin eski birinin yeni kocası olan adam. Hani şu sarışın bir işe yaramaz görünen. Tabi tek işi bu dizi değil. Iron Man, (500) Days of Summer, Magnolia gibi filmlerde de aktörlük yapmış biri. Ve tek sıkıntı filmi onun çekmesiyle ilgili. Onun ilk yönetmenlik denemsi olması. 



Filme gelecek olursak; Victor Mancini, Colonial Williamsburg'da dönem canlandırılan canlı tarih müzesi gibi saçma bir yerde bir karakteri canlandırmaktadır. Victor'un bir problemi vardır. O bir sex bağımlısıdır ve bunun için terapilere uğramakla beraber çevresinden birlikte olmadığı kadın kalmamıştır. Köşe bucak onlardan kaçmak da ayrı bir sorundur. Ayrıca restoranlarda kasten yemek borusuna yiyecek kaçırarak etraftaki birilerinin kendisini kurtarmasını sağlamaktadır. Böyle o insanlar onu kurtarmakla kalmayıp genelde para da vereceklerdir. Başladıkları birini kurtarma misyonunu devam ettirerek kendilerinin kahramanlaştıracaklardır. Victor fazla parayla da akıl hastanesinde yatan annesine bakmaya çalışmaktadır. Ida ise onu bile hatırlamamaktadır. Çocukluğu sırasında Victor'a bakamayacağı için, bakıcı aileye verilince onu kaçıran ve manik serüsevlerine oğlunu da sürtükleyen Ida. Genç doktor Paige Marshall ise bir tedaviyle Ida'yı kurtarabilceğini söyler. Victor annesinin günlüğünü bulur ve Paige İtalyanca olan bu günlüğü Victor için çevirmektedir ve günlükte Victor'un bir babası omadığı ve kutsal şekillerde dünyaya geldiğinin yazdığını belirtmektedir.  Sonuçta deli hastanesindekiler de Victor'un yarı-isa olduğuna inanır, ardı süreçte anne ölür ve polis yanlışlıkla Victor'u suçlar. Tabi birkaç detay daha var finalde. Atlıyorum heyecanı kaçmasın diye.



Ben böyle algılamış olasam da film Sam Rockwell'in etrafında şu şekilde şekilleniyordu; yarı-isa olduğuna inanılan Victor böyle olmayacağını ispatlarcasına pis, ahlaksız işler yapıyordu. İşte filmin ve Victor'un en güzel yanı buydu. İyi olmak kaygısı güdmüyordu. Derdi 12 adımlık temizlenme terapisini tamamlamaktı. 

Choke, David Fincher'ın Fight Club'u gibi  90ların nihilizmi şeklinde aktarılmıyor. Oyuncu-yazar-yönetmen Clark Gregg daha eğlenceli ve kısa bir film yaratmış. Ama ben filmin bu yönlerinden ziyade anne oğul ilişkisinin abartılı kullanımında rahatsız olduk. Film bir andan Victor'dan Ida'ya kayıyor. Angelica Huston'un rol çalmaları olsun yönetmenin bariz üstüne düşmesi olsun beni biraz sıktı. Bir şeyleri bulmak için çocukluğunu inmek bu kadar çok gereksiz geldi. Gerçi kitabı çok önce okudum ama bundan daha akıcı, keyifli ve hareketli gelmişti.  Ayrıca nerdeyse tek derdi sex olan bir filmde bu kadar üstü kapalı bahsetmek, görsel zenginliğe büründürmemek o filmi acı. 

İyi bir yazardan uyarlanan iyi bir film için ise, Bukowski'nin Factotum'unu Bent Hamer'dan izleyin. 

  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP