jim jarmush etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jim jarmush etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09 Ağustos 2010

Limits of Control


Benim limitlerimi aştı.

Ne kadar kendini bilen, mütevazı biriyim değilm mi? Benim limitlerimi aştı diyebiliyorum bir film için. Şaka lan!! Benim limitlerimi aşacak film yok gibi. Ne Lost Highway ne A Hole in My Heart aşamadı. Bu mu aşacak?

Ama Jarmush gerçekten limitlerini zorlamış. Anlaşılması zor, sırrı sonunda saklı ağır ilerleyen bir film yapmış. İpek parlak takımları içiersinde istediği şeye ulaşmak için insanlara istedikleri şeyi veren adamımız sonunda...

Ben filmle ilgili bir şeyler okurken "western filmlerine gönderme" "modern kovboy filmi" diyenlere şaşrıdım. Anlamıyorum. Yaşım büyüdükçe filmleri yorumlama kapasitem daralıyor. Zaten popüler şeyler izleyeibliyorum. Ama be Jarmush'u her zaman sevdim ve seveceğim. Manifeston yeter adamım.

Görüntü yönetmeni Christopher Doyle olunca görüntü ön plana çıkıyor. Kafeler mekanlar ışık başrole oynuyor.

Herhangi bir film için "şöyle film sevmem, bu ne biçimmiş diyen" varsa zaten peşinen izlemesin. Adı afişi hareketli dursa da sakin film. Güzel sakin.

22 Temmuz 2009

Redd Archive Floyd

Şimdi bu yazıya otobüsten inip eve giderken çıkılan bir yokuşta, günün yorgunluğunun üstüne şarkının insan üzerinde bıraktığı etkinin ne kadar koyu olduğunu anlatarak başlamak isterdim ama ben düz bir adamım. O yüzden yazdığım şeyler çok bir şeye benzemez.

Redd'in yeni albümünü ipodumun shuffle modu sağolsun ziyadesiyle dinledim. Dinledikçe de sevdim. Sonra anladım ki bu bir konsept albüm. Sonra sırayla dinledim. Son dönemde dinlediğim az türk grubundan biri oldular. Yeni albümleri oldukça türk standartının dışında. Şaşırtıcı olabilir ama çok fazla Pink Floyd tadı ve tonları taşıyor. Zaten ilk şarkı "çığlık" bile bunun böyle olduğunu ispatlar durumda.

Şimdi Pink Floyd'u ziyadesiyle seven biri olarak bu albüme biraz kulak verince aslında düzgün bir albüm olduğunu göreceğinize inanıyorum. En azından inanılarak samimi bir albüm olmuş. Ucuz bir kopya gibi değil.

Dün Emre'yle konuşunca hem fikir olduğumuz başka bir güzel grubun da Pink Floydvari şeyler yarattığını gördük. Aslında görmüştük zaten de tekrar hatırladık. Sevgili bir arkadaşımın bana tanıttığı ve sonrasında ziyadesiyle sevdiğim bir grup haline gelen Archive 2009 çıkışlı albümüyle gerçekten beni etkiledi. Ayrıca eski albümlerden şarkılar da insanı alır götürür cinsten.

Bunlar tavsiye edilesi şeyler.

Bu yazının sinema bloguyla alakası ise şudur: Ne demişti Jarmush?

Hiçbir şey orijinal değildir. hayal gücünüzü gazlayan, sizi ilhamla titreştiren her yerden çalın. eski filmlerden, yeni filmlerden, müzikten, kitaplardan, resimlerden, fotoğraflardan, şiirlerden, rüyalardan, rastgele sohbetlerden, mimariden, köprülerden, tabelalardan, ağaçlardan, bulutlardan, sulak havzalardan, ışık ve gölgelerden beslenin. sadece ve sadece ruhunuza seslenen şeyleri malzeme alın. bunu yaparsanız işiniz (ve hırsızlığınız) özgün olur. özgünlük paha biçilmez, orijinallik safsatadır. bunları yaptıktan sonra da hırsızlığınızı saklamakla uğraşmayın, tam tersine değerini bilin. jean-luc godard’ın “nerden aldığınız değil, nereye götürdüğünüz önemlidir.” sözünü hep aklınızda tutun.

15 Nisan 2009

The Limits of Control



Sabırsızlıkla beklenen bir film. 
"Niye" diye soranlara cevabım Jim Jarmush.
Bir de görüntü yönetmeni var. Christpher Doyle. 
Kimler mi oynuyor? 
  1.     Bill Murray
  2.     John Hurt
  3.     Gael García Bernal
  4.     Tilda Swinton
  5.     Isaach De Bankolé

  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP