Dead Man's Shoes
Shane Meadow'u seviyorum.
Tüm filmlerini izledim bu adamın. İngiliz kırsal ve banliyö hayatını en iyi anlatan adamlardan biri. Sert filmleri (Somers Town'ı ayrı tutmak lazım) insanı kendine getiriyor.
Ölü Adamın Ayakkabısı'nı ilk izlediğimde beni gerçekten çok etkilemişti. Her zaman sert filmleri sevsem de İngiliz sinemasını sevsem de Shane Meadow'u sevsem de bu filmi daha çok seviyorum. Çünkü 3'ü 1 arada oluyor böylece.
Filmin yapı itibariyle renkli ve siyah-beyaz bölümleri kurgudaki karışıklığı direkt ortadan kaldırıyor. Bu teknik kolaylama hikayede de kendini gösteriyor. Öyle ki nasıl siyah beyazı görünce "geçmiş"in anlatıldığı belliyse ve bunla ilgili soru sormana fırsat vermiyorsa, hikayede de "bu kim lan", " acaba ne yapacak" gibi soruları da sordurmadan cevaplıyor.
Uzun olmayan süresi, gerilimi yüksek tutmayı becermesi (ki bunu aksiyonu arttırarak yapmıyor), sadeliği, gerçekçiliği, oyunculuklar ve yönetim kabiliyetiyle oldukça başarılı bir film.
9/10