winterbottom etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
winterbottom etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2010

The Killer Inside Me

piskopatım piskopatsın piskopat.




sevgili okur ben bu filmi sevdiğim için piskopatsım.
ama winterbottom bu filmi çektiğin için kesinlikle piskopatsın.
casey afleck ise gerçek bir piskopat gibi oynadığı piskopat.

Tokat gibi çarpan filmleri seviyorum. Gücünü 1952de yayınlanan aynı isimli romandan alan bu film winterbottomun olgun avrıyla aceleye gelmeden insanı sarsıyor. öylesine güçlü ki film irkiliyorsun ve "lan olum yapma lan" diyorsunuz. O kadar sert ki cinsellik sahneleri 9 songs'tan daha sarsıcı, dedektiflik bölümleri "fargo" zekasında, şiddetin sansürlenmemesi ise en az "irreversible" gibi.

Winterbottom'un 18. filmiyle karşı karşıyayız sonuçta. Hep nevi şahsına münhasır filmler çeken bu adam bir yerlerde birileriyle kesişiyor. Ama bu benzetmeye çalışan bir kesişme değil. Bu ustalığın izlerinin benzemesinden kaynaklı. İlk filminden bu yana ise 15 yıl geçmiş. 15 yılda 18 film. Üretkenlikte son nokta bu adam. Bu filmi ve karakterleriyle Woody Allen ve Fronçois Ozon'a da göz kırpmaktan geri durmuyor.

bu film bir yandan ve belki en çok ihtiarlara yer yok'a benziyor. coenler gibi bir adam değil winterbottom. ama bir kitabı uyarlarken nasıl sadık kalınacağını ve etkisini azaltmayacağını biliyor. ben bu adamı seviyorum çünkü -kubrick gibi- hep yeni birşeyler yapıyor yeni şeyler üretiyor. Farklı türler deniyor. Yeni türler yaratıyor (Tristram Sahndy gibi). Ben bu adamı seviyorum güzel kadınları oynatıyor bir de filmlerinde. bence güzel kadın önemli. seyir keyfini arttırıyor (seksistim evet).





Polis Memuru Lou Ford'u izliyoruz. Texas'lı kendisi. Aynı zamanda bir piskopat. Değişimleri sık olsa da bunu belli etmiyor. Ta ki intikam almak için beklediği kasabanın taşaklı zengini Chester Conway'a karşı bir fırsat yakalamışken. Oğlunun bir fahişeyle ilişkisini değerlendirip Chester'ın oğlunu ve fahişeyi acımazsıza öldürür. Bu ise herşeyin başlangıcıdır. Bebek yüzlü polis memurundan şüphelenmek için çok daha fazlasına ihtiyaç duyan eyalet polisi ise Bill Pullman.

Filmin böyle karanlık bilinmeyen bir karakter barındırmasına rağmen olaylara karşı oldukça şeffaf davranmış Winterbottom. Sorulacak soruların hepsinin cevabını veriyor. Bunu acemice değil gayet sakin ve yavaşça yapıyor.

Film Jessica Alba, Cassey Affleck, Kate Hudson ve Bill Pulmann gibi yıldızlarla dolu. Ama Casey Afleck insanı korkutan bir piskopat tribine giriyor. İnsana "gerçeğim ben" diye fısıldıyor. Hem de çaktırmadan arkadan gelip kulağına eğilip.

8,5/10

27 Ocak 2010

Sundance Sundance Sundance

40 kez yazsam ışınlanır mıyım Utah'a?


Yine çok iyi filmler var Sundance'te. Winterbottom'un The Killer Inside Me (ki Antichrist'in Cannes'da yaptığını Sundancete bu film yptı deniyor)
Rob Epstein ve Jeffrey Friedman'ın beraber yönettiği Howl,
Duplass biraderlerden Cyrus,
Joseph Gordon-Levitt ve Natalie Portman'lı Hesher,
I Am Love,
Enturage'dan sevdiğimiz Adrien Grenier'in belgeseli Tennage Paparazzo.
Blue Valentine,
The Kids Are Allright,
The Runaways.

Ve pek pek çok daha fazla film var. İşin kötü yanı bu filmlerin çoğu vizyona girmediği gibi çok azına da dolaylı yollardan ulaşabiliyoruz. Neyse öyle bir yazı işte. İf'e gidemeyen ben (ki filmlerin yarısını malum dolaylı yoldan izlemişiz, ne anladık o seçkiden diyorum) Sundance'i rüyalarımda bilenem göremiyorum.

Sevgiler.




  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP