Eve Dönüş
Bu sahne bana hep, zorla evimizin bir parçası olmak zorundaymışız gibi hissettirir. İster güzellikle ister başkasının zoruyla. Sekiz yıl izmirde yaşadıktan sonra bu sene sonunda eve dönüş yaptım. Benim isteğim miydi yoksa şartlar mı zorladı bilmiyorum. Belki de erken pes ettim. Kendi ayaklarımın üste durmak zor gelmiş de olabilir. Neyse artık evdeyim ve bu ailenin bir parçasıyım tekrardan. Yani öyleydim tabi ki. Ama artık fiziksel olarak da bir aradayız.
Bu blog fikri eve gelince belirdi kafamda. Önce yazma isteği doğdu, sonra blog olsun dedim. Şimdi de kendimce bir format belirliyorum. Madem eve döndüm, evi kullanmak istiyorum. Evin içindekileri. İçindekilerden de annemi.
Şöyle ki, ziyadesiyle film izleyen birisi olarak bir şeyler karalayayım dedim. Öyle ağır incelemeleri falan sevmem. Tamam Ozu, Tarkovski, Kubrick severim ama en nihayetinde filmlerden keyif almak isterim. Yani zorlamadan sıkmadan, temiz olsun, sade olsun. İşte bu zorlamam fikri ve annem bir araya gelince aklıma bir şey geldi. Eve geldiğimden beri annem kendi için seçtiğim filmlere güvendiğinden olacak ki film izliyor. Bana seçtiriyor. Eğlenceli şeyler olsun diyor. Ben de şimdilik onu zorlamadım çok. Yüreği dayanmıyormuş. Canım benim.
İşte bu vesileyle burada anneme izlettiğim filmleri yazacam. Biraz kendi biraz anne görüşleriyle. anne şevkati ve içten gelen eleştiriler olacak sanırım. Biraz saçma, biraz basit ve bazen komik olabilir yazacaklarımız, zira ben de güvenmiyorum kendi yazacaklarıma. Kör topal izlediğimiz filmler hakkında yazacağız. Daha çok onunla röpartaj yapar gibi olacak. Bir blog dolar mı bunla bilmiyorum, içeriği zengin olur mu onu da bilmiyorum. Bunları deneyip göreceğiz.



