12 Şubat 2009

Eve Dönüş


Bu sahne bana hep, zorla evimizin bir parçası olmak zorundaymışız gibi hissettirir. İster güzellikle ister başkasının zoruyla. Sekiz yıl izmirde yaşadıktan sonra bu sene sonunda eve dönüş  yaptım. Benim isteğim miydi yoksa şartlar mı zorladı bilmiyorum. Belki de erken pes ettim. Kendi ayaklarımın üste durmak zor gelmiş de olabilir. Neyse artık evdeyim ve bu ailenin bir parçasıyım tekrardan. Yani öyleydim tabi ki. Ama artık fiziksel olarak da bir aradayız.

Bu blog fikri eve gelince belirdi kafamda. Önce yazma isteği doğdu, sonra blog olsun dedim. Şimdi de kendimce bir format belirliyorum. Madem eve döndüm, evi kullanmak istiyorum. Evin içindekileri. İçindekilerden de annemi. 

Şöyle ki, ziyadesiyle film izleyen birisi olarak bir şeyler karalayayım dedim. Öyle ağır incelemeleri falan sevmem. Tamam Ozu, Tarkovski, Kubrick severim ama en nihayetinde filmlerden keyif almak isterim. Yani zorlamadan sıkmadan, temiz olsun, sade olsun. İşte bu zorlamam fikri ve annem bir araya gelince aklıma bir şey geldi. Eve geldiğimden beri annem kendi için seçtiğim filmlere güvendiğinden olacak ki film izliyor. Bana seçtiriyor. Eğlenceli şeyler olsun diyor.  Ben de şimdilik onu zorlamadım çok. Yüreği dayanmıyormuş. Canım benim. 

İşte bu vesileyle burada anneme izlettiğim filmleri yazacam. Biraz kendi biraz anne görüşleriyle. anne şevkati ve içten gelen eleştiriler olacak sanırım. Biraz saçma, biraz basit ve bazen komik olabilir yazacaklarımız, zira ben de güvenmiyorum kendi yazacaklarıma. Kör topal izlediğimiz filmler hakkında yazacağız. Daha çok onunla röpartaj yapar gibi olacak. Bir blog dolar mı bunla bilmiyorum, içeriği zengin olur mu onu da bilmiyorum. Bunları deneyip göreceğiz.

11 Şubat 2009

Boşver hatırlamayı



Çok kolay unutan biriyim. Her şeyi unutabilirim. Sanırım özel bir süzgecim yok. Demiştim ya hayatımla ilgili ilk anım 4 yaşına ait. 

Annemle babamın kavgasıydı. Sanırım o da değildi, sadece annem ağlıyordu. Çok eskiki evimizdeydik. Sanırım ilk o zaman bir insanın acı çektiğini ya da üzüldüğünü düşündüm. İlk anımın bu olması da garip ya neyse. Şimdi Freudculuk oynayıp bunun üzerimdeki etkilerini konuşmak yersiz. Olan olmuş artık. 

Ben başıma gelen şeyler için derinlemesine düşünmeyen biriyim. Oturup gecelerce düşünüp planlar yapamıyorum. Sanırım hayatın akışı içinde düşünmem gereken şeyi bile unutuyorum. Aslında tezat yaratan bir durum var ki, son dönemlerde bu unutma hadisesi iyice kafamı yoruyor. Balık ye diyenler var. Denemek lazım aslında.

Unutmak istemediğim bazı şeyler daha var. 
  • Hatırladığım ilk film: Terminator 2  (bununla anlamsız bir gurur duyarım)
  • Hatırladığım ilk album: Teyzemin İlhan İrem kasetleri.
  • İlk aşkım: İlk okul beşteyken Gizem diye bir kız vardı. Tabi ki platonikti.
Önemli başka şey yok heralde hatırlamaya değer. Boşver.

10 Şubat 2009

Yeni



Uzun zamandır bişeyler yazmak istiyorum. 
Ne olduğunu bilmiyorum. Nereye yazağımı, nasl yazacağımı da. Sadece bişeyler yazmak geçiyor içimden.
Buraya yazacağım. Aklıma ne gelirse. Bir konusu olmayacak. Sanırım bir anı defteri olacak. Çünkü şimdi 6 yıl önce bir deftere yazdığım şeyleri buldum ve yaşadıklarımı unuttuğumu fark ettim. Benim gibi hayatla ilgili ilk anısı 4 yaşında başlayan biri bence bunu yapmalı.  
Hadi başlayalım.


  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP