06 Şubat 2013

Kon-Tiki

Life of Pi'dan iki gün sonra izlemem tamamen tesadüf. 



Norveçli kaşif Thor Heyerdahl 1947 yılında Polynezya'nın kökenlerinin Asya'dan değil Güney Amerikan geldiğini kanıtlamak için o zamanın (1500 yıl öncesinin) teknikleriyle yapılmış bir sal ve 5 kişilik mürettabatıyla Peru'dan yola çıkar. 101 gün süren macerayı anlatan film oldukça ilgi çekici. 

 Thor Heyerdahl'ın 10 yıllık araştırmaları dikkat çekmeyince o da çalışmalarının gerçekliğini ispatlamak için eşni arkada bırakıp yola çıkar. Ancak tamamen eski tekniklerle yapılmış bu salın Pasifik Okyanusunda tamamen akıntıların kaderine bağlı olarak işlemesi oldukça zorlu anlara tanık olmamıza sebep oluyor. 




Film aynı isimli kitaptan uyarlama olarak çekilmiş. Ayrıca 1950 yılında bir ilk versiyonu da mevcut. Sürükleyici bir Hollywood filmi şeklinde ilerliyor ve teknik açıdan gayet tatmin edici. 100 gün boyunca açık denizde sürüklenen ekip hem kendi içlerinde hem de denizle mücadele ediyor. İşte bu kısmı Life of Pi'ya benziyor.  Denizdeki planktonlar olsun, balina saldırıları fırtınalar olsun inanılmaz benzerlikte. dönem bile neredeyse aynı. 

Birini sevdiyseniz diğerini de seversiniz. 
Gerçek bir hikaye oluşuyla da dikkat çekici bir film. 2013 Yabancı film oscarlarında aday olması da cabası. 

8/10

04 Şubat 2013

Ted

Ayının terbiyesiz olması dışında yeni ve güzel bir olayı yok.




Hani kötü arkadaşa takılıp güzelim kızdan kopan adam hikayeleri var ya. Tonla izlediğimiz. Ted bunun aynısı. Tek farkı samimi arkadaşımız bir Ayıcık ve bir ayıdan beklenmeyecek kadar terbiyesiz ve kadın düşkünü. Zaten eğlenceli olan kısım bu. 

Filmle ilgli bence başka bir şey yazmaya gerek yok. Arada eğlenceli o kadar. İzlenmese de olur filmlerden. 
Saygılar. 

6/10

Seven Psychopaths

Olacak gibi yaptı ama olmadı.



Film In Brugge ile gönüllerimizi fetheden Martin McDonagh'ın yine benzer enerjideki filmi.
Öncelikle bu filmi beğenmedim değil. Zekice yazılmış esprileri ve iyi oyunculuklarıyla gayet yeterli bir film. Ama In Brugge'deki şaşkınlık bu filmin sonunda oluşmuyor. Hem de ilk giriş ve gelişme o hissi verirken sonunu bağlayamama sıkıntısı çekiyor.

Son dönem kitap yazma film yazma o sırada hayatının ona dönüşmesi ya da zaten öyle olduğunu fark etme tripli filmlerden biri. Sancılı yaratım sürecindeki yazar "tıkanma" yaşar ve film ortaya çıkar. (Words, Ruby Sparks ilk akla gelenler)

Ama seven psychopaths özellikle Sam Rockwell'in karakteri ve oyunculuğuyla inanılmaz eğlenceli. Zaten tüm güldürü ögeleri de onun üzerinden dönüyor.

İzlenir mi sorusunun cevabı kesinlikle izlenir. Herkese de tavsiye edilir. Sonlarda az sıksa da genele hitap edecek eğlenceli film. In Brugge'le kıyaslamak da haksızlık zaten.

7/10


25 Ocak 2013

transberian

yıllardır izleyecekler listesinde duruyor. ama ne zamanki araba yolda kaldı ve ben otobüse bindim ve karşıma transberian çıktı. bu kez izledim nihayet. bunca zaman izlemediğime de pişman oldum.



Kesinlikle çok başarılı bir gerilim polisye filmi. Tam polisiye denemez ama kovalamacaları soru işaretleri oldukça başarılı.

Uçsuz bucaksız Sibirya topraklarına sıkışıp kalmış bir çift ve onların peşinde olan bir dedektif. Emily Mortimer olsun Woody Harelson olsun gayet başarılı. Bence geçti artık izlenmez bu film diye düşünmeyin. Mutlaka ilk fırsatta izleyin. İlk fırsatta diyorum dikkate alın bence  :)

8/10


Looper

Rian Johnson filmografisi sağlam olacak yönetmenlerden biri olduğunu belli etti bence. 


Rian Johnson ilk filmi Brick ile oldukça parlak bir giriş yapmıştı sinema dünyasına. Hemen ardından giriştiği büyük bütçeli bilim kurgu Looper'un da üstesinden gelerek adından sonra sık sık bahsettireceğe benziyor. 

Sık sık belirtsem de bilimkurgu filmlerine sempatimin fazla olduğunu yineleyeyim öncelikle. Ama bu film akıcılığı, zaman atlamaları ve dozunda aksiyonuyla gayet başarılı bir film. 

Bazı soru işaretleri bırakan zaman atlamaları olsa da zaten bunun olmama ihtimali neredeyse imkansız. Bunlara takılmazsanız keyif alacağınız bir film olacak Looper. 


Bu arada Rian Johnson kimdir derseniz film seçkisinden kendisini de tanıyabilirsiniz: 
http://www.criterion.com/explore/37-rian-johnson-s-top-10 

8,5/10

11 Ocak 2013

klovn: the movie

Bu kadar gülüp bu kadar gerildiğim rahatsız olduğum bir film oldu mu diye düşündüm durdum 2 gün.



Kara komedi. My Name is Joe'nun Joe'sunun  yanlış yapmadan hayatı problemlerle doluydu. Bu filmde ise  Frank hiç doğru yapmadan boka girmiş durumda. Zaten örnekten yola çıkarsa tam zıttı bir filmle karşı karşıyayız. 


Frank kız arkadaşıyla ciddi sorunlar yaşamaktadır ve erkekliğini (baba olma kapasitesini ispatlamak için) kızın yeğenini kaçırır ve kano turu ve kamplı bir haftasonu geçirir. Ama bunun normal olmaya yaklaştığı anlar bile yok. 


Frank'in aptallık sınırlarında gezinen doğası sürekli sorun yaratmakta ve başını belaya sokmakta. Ama bu öyle bir hal alıyor ki bir yerden sonra sinirleriniz bozuluyor ve sinirden gülüyorsun (bu olumsuz değil. bu etkiyi yaratabilmesi filmin iyi yanı zaten) . 


Bu sinir bozabilecek kadar iyi film oldukça keyifli ve izlenilesi. Bence 2012'de en sevdiğim filmlerden. 


İzleyin efendim. 

8/10 


09 Ocak 2013

The Raid Redemption

arkadaş aksiyonun da bir sınırı olmalı.

İzlerken ne yoruldum ne yoruldum. Tamam küçükken oynadığımız wolfstein diyebir oyun vardı ona benziyor. Bir de old boy'a da benziyor ama maalesef gereksiz aksiyondan fazlası değil. Bir sürü kişi beğenmez bu yorumu ama transporter'a aşıksan bunu da seversin. Böyle de katagorize ederim insanları. 

İyi günler. 

03 Ocak 2013

2012'nin En İyi Filmleri

Askerlik, iş aramalar, düğün, şehir dışı seyahatleri derken bu sene çok az film izledim. Son 15 yılın en az filmini bu sene izlemiş olabilirim hatta. Ama adettendir en iyi filmler seçkisini yapalım bakalım. Yazamadığım filmler var. Aklıma gelmezlerse yapacak bir şey yok.





1- Once Upon A Time in Anotolia   

(gerçekten izlediğimde dumur oldum. bu kadar güzel olacağını düşünmemiştim. bu kadar zamansız coğrafyasız bir film izlediğim için şanslı hissettim kendimi) 


2 - Moonrise Kingdom  
(bu adamın bol karakterli çok anlatımlı filmleri hem doyurucu hem de eğlenceli. sevmemek mümkün değil bence bu genç Badlans kaçkınlarını) 

3 - Klovn: The Movie
(Bu kadar gülüp bu kadar gerildiğim rahatsız olduğum bir film oldu mu diye düşündüm durdum 2 gündür. Kara komedi. Joe yanlış yapmadan boktan çıkmıyordu. Bu doğru yapmadan boka girmiş durumda) 

4 - Black Mirror   
(Tv de yapılan işler artık sinemayı yakaladı ve black mirror geçebileceklerinin en güzel göstergesi) 

5 - Codayi-i nadir ez simin  
(geçen sene filmi ama ancak izledim. detayların ne denli önemli olduğu ve önyargısız bir gözlemci olamayışımızı yüzümüze vuran güzel film) 




6 - Amour   
(aşk bu kadar sade ve bu kadar çarpıcı olmamıştı. aşk rahatsız eder. haneke anlatıyorsa    daha çok rahatsız olursun) 

7 - Midnight in Paris   
(geçmişe saplanma. günün kıymetini bil canım benim diyen bir woody allen filmi. barcelona ve roma'dan daha güzel) 


8 -  2 Coelhoes 
(Brazilyadan güzel bir film. hayatının planını yapan bir adamın öyküsü. sonra detaylı yazacağım)


9 - The Kid with A Bike 
(Gerçekten sinemanın duruluğu çocukların saflığı kadar şaşırtıcı olabiliyor. ) 


10 - Looper  
(bilimkurgu seven özleyen bünyeye ilaç gibi gelmiş filmdir. genel sevmese de bence akıcı ve başarılı) 



Intouchables   ırkçı söylemi ve mücadeleci tavrı güzel. açılış sekansı çok heyecan verici
Take Shelter  gerilim dozu iyi bağımsız sinemadan güzelörnekti.
Cabin in the woods  sevmediğim korku sinemasına girişi sağladı. 


The Angel's Share   Loach film çektiği her sene benim listeme girer kanısındayım
Hobbit senenin büyük prodüksiyonuydu. 
Terreferma  yılın siyasi filmi olarka dikkat çekiciydi. İtalyan aile filmlerini özlemişim. 



27 Aralık 2012

Moonrise Kingdom

Kalabalık. Daha da kalabalık olacak.


Wes Anderson minimal film çekemez. Bu yüzlerce milyonluk projeler yapıyor da ondan kurulmuş bir cümle değil. Bir kere filmlerinde onlarca karakter barındıran hikayeleri anlatıyor. Ne güzel ki her bir karakteri de bize üşenmeden (daha önemlisi bizi sıkmadan) anlatabiliyor. Hepsini tanıyor ve hepsini seviyoruz. Filmin zenginliği pahalı arabalar şişik bütçeler değil zengin karakterleri (sanki okuyan bunu bilmiyormuşçasına açıklamış olayım) 

Bu sefer Moonrise Kingdom ile iki genç aşığın hikayesine ve kaçış macerasına tanık oluyoruz. Genç dediysem 11-12 yaşlarında falanlar. Ama aşıklar. Sevince yaşın ne önemi var değil mi? 

Bu çocuklar birbirine vurulur ve genç Sam aşkı için izci kampından kaçar ve Dear Suzy'i kaçırır. Kaçarlar. Bir adada ne kadar kaçarlar sizce? Neye kaçarlar on iki yaşında? Aşkın gözü kör diye boşa dememişler ama.

   

Bu film 10 numara beş yıldız bir film efendim. izlemeyen pişman ama haberi yok. Ayrıca Wes Anderson'un  bol karakterli çok anlatımlı filmleri hem doyurucu hem de eğlenceli. 

Sevmemek mümkün değil bence bu genç Badlans kaçkınlarını. 

24 Aralık 2012

Safety Not Guaranteed

hiç bir şey garanti değil.



ne zamandır anaakım şeyler izliyordum. amerikan bağımsızlarını özlemişim. Colin Trevorrow farklı bir bilimkurgu komediye imza atmış. Hatta şu anda gündemde olan Looper gibi zaman yolculuğunu konu oluyor. Üstelik düşük bütçeyle bilimkurgu nasıl çekiyor bize onu gösteriyor. 

Bir gazete ilanında "kendisiyle zaman yolculuğu yapacak bir arkadaş arayan" adamı haber yapmaya karar veren çapkın Jeff yanına iki stajyer alır eski kasabasına gider. Onunla gelen kız stajyer adamla konuşur ve arkadaş olarak sanki onunla yolculuk yapacakmış gibi davranır. 

Aslen bir yol filmi. Yol kasabada dursada karakterlerin sürekli değişimi ve olgunlaşması eğlence dozu ile filmin yol filmi olmasından uzaklaştırmıyor. 

Bağımsız izlemek isteyenler için ideal. 


27 Kasım 2012

Stanley Kubrick'in En Beğendiği Filmler




Liste 1963 yılında Kurick'in kendisi ile yapılan röportaj ve ailesi-arkadaşlarıyla yapılan söyleşilerden elde edlimiş. 







http://www.criterion.com/lists/106755-stanley-kubrick-s-favorite-films

21 Kasım 2012

Lockout

işte bu. aksiyon bilimkurgu bir arada.


Yukarda yazdığım kadar heyecanla izlemedim aslında. Ama sıkılmadan klişeleri takip ettim ve bitirdim. Guy Pearce daha düzgün filmlerde oynayabilir bence. 

Uzay hapishanesinde kalan azılı mahkumlar başkanın kızının incelemeler için gitmesiyle hareketlenir. Bir aptallık sonucu da mahkumlar donduruldukları Matrixvari kapsüllerinden uyanır ve isyan başlar. Ellerinde de başkanın kızı. Burdaki karışıklığın içinde kızı kurtarma görevi yine azılı olarak tanımlanmış başka bir mahkuma verilir. Guy burda devreye girerek koca uzay istasyonundan kızı çıkarabilecek midir? Ya kendisi? Ya kardeşi gibi sevdiği dostunu? 

Bilimkurgu kısmı basit ve gereksiz aslında. Şehirde günümüzde de geçse olurmuş. O bölümünü iyi dolduramamışlar. Ama yine de bilimkurgu seven bünye idare edebilir. 

6/10

ice age 4

bu olmuş.


Ayarında animasyon çekmek çok da zor değil demek ki. Her filmde çocuklara başka bir öğretici hikaye sunuyor. Arkadaşlık önemliydi çocukların önemli olduğunu söyledi bu film ise annenin babnın sözünü dinle diyor. Küçk yaşlarda yavan kaçsa da büyüyünce haklılar deniyor. 

Çocuklara seri olarak izlettirilebilir olarak devam ediyor Ice Age. Bence bu filmi de izlerken sıkılmanız mümkün değil.  Madagaskarla kıyaslanamayacak kadar düzgün. 

7/10



17 Kasım 2012

madagaskar

bu hiç olmamış.


animasyon seven bir insan olarak belirtmeliyim ki : bu hiç olmamış. arkadaş gerçekten o kadar kötü ki evde 3 boyutlu izleyeceğiz diye heyecanla koyup yarım saat sonra hüsranla kapattık. Evet renk kalitesi, teknik seviye yüksek ama hikaye bu kadar da vasat olmaz ki. 

Aslında tek vasatlık hikayede değil : bu kadar gerçek dışı olunmaz ki. Diyeceksiniz ki : hayvanlar konuşuyor uçuyor inanıyorsun da şehirde geçen kısımlar mı yapay geldi. Evvet. Hayvanların yaptığı aşırılık zaten komediyle birleşyor ve sınırlarının olmayışını anlıyorum ama insanların bu şekilde hareket ettiği bir animasyon saçma kaçıyor. 

Bence çoluğa çocuğa bile izletilmez. O kadar kötü. 



16 Kasım 2012

The Willow Tree

kör göze parmak bu filmde ironik olmuş.

İyi oyunculuk samimi ama tekrarlı iran sineması.


                                                      FOTOĞRAFSIZ - AFİŞSİZ



Bazen görmemek görmekten iyidir mottosu filmin her anına yayılmış durumda. Film tek ele alınınca tabi ki kötü değil ama farklı  olup olmadığı tartışılır. 

  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP