14 Şubat 2010

A Serious Man



Hayat Zor

Zaten sen bile tavşan örneğiyle anlatmana rağmen yazdığın fizik denkleminden bir şey anlamıyorsun. Fizik profesörüyken hem de.

Hayat da böyle bir şey Gopnik. Zorlama istersen.

Coenler'den Barton Fink tadında, kişisel, eğlenceli kara komedi. Hem de en olgunundan.
Yazılacak çok şey var ama ben de Gopnik gibiyim biraz. O yüzden b

5 yorum:

Elmoş 15 Şubat 2010 10:39  

Kara komedi severim, ama bu filmi hiç beğenmedim. Coen'lerin son izlediğim filmi "Burn After Reading"i de hiç beğenmemiştim. Ünlüler geçidi Türk filmlerinden farksızdı, kör gözüm parmağına espirilerinden geçilmiyordu. Herkesin üstünde rolü sakil duruyordu. Bilhassa saçının tepesi boyanmış Brad Pitt ve filmdeki absürd karakterine fazlaca bel bağlayıp, buram buram "bakın, şimdi buna çok güleceksiniz!" püskürtmeleri izleyiciyi çok yoruyordu.

"A Serious Man"in kara komedisi makul bir Amerikan sit-com'u düzeyinde bana kalırsa. Neden bu kadar sevildi, yüceltildi? Markası var diye mi?

Bunları bana en kısa sürede açıklayıp, merakımı giderecek birini arıyordum. Sen yapabilirsen çok sevinirim.

Porco Rosso 15 Şubat 2010 14:43  

öncelikle burn after reading teki bradd pitt'in coenlerin kasıtlı bir yaratısı diye düşünüyorum.

ayrıca a serious man'in bir şaheser olmadığı aşikar. ancak ortalama bir sit-com'a göre Gopnik karakterini derinlemesine aktarışı çok farklı ve üst düzeyde. Ayrıca belli ki oldukça da kişisel. Diyebilirsiniz ki "adamın kişisel hikayesi onu ilgilendirebilir". ben de o zaman "sevdiğiniz insanların ya da eserleri yaratanların nerden beslendiğini görmek kanımca güzeldir" derim.

coenler birşey anlatırken acele etmeyen. derdini anlatırken seyirciye kendi yorumunu katma şansı veren ve yapı,hız ne olursa olsun insanda bir merak uyandıraiblen şeyler yaratıyor.

ana akımın dışına çıkmaları da bu filmle birlikte onları farklı kılıyor. olgunlaşmaları - burada ilk filmi blood simple, sonrakilerde de fargo ve barton finki yaratanlardan bahsediyoruz- yüceltme için önemlidir. sırf bu olgunluk sebebiyle kubrick'in barry lyndon'ını da çok severim.

markanın algıyı etkilediği de ayrıca doğru. ama abartmıyor yine de.

Biraz Şöyle Biraz Böyle 16 Mart 2010 12:57  

merakla beklediğim, film festivalinde izlemeyi umduğum ancak hevesimi kursağımda bırakan film !

Porco Rosso 16 Mart 2010 14:10  

hevesini kursağında bırkan film miydi yoksa hala izleyememiş olmak mı anlamadım?
ama umarım film değildir. sevmişsindir. aslında çok sevilecek bir şey yok gibi de olsa insanın tamağında bir tat bırakışı bile yeterli.

Biraz Şöyle Biraz Böyle 16 Mart 2010 14:12  

iki şekilde de anlaşılabilen açık bir cümle olmuş di mi :( festival programına eklenmediği için hevesim kursağımda kaldı demek istemiştim. henüz izlemedim ama izlediğimde sevecekmişim gibi hissettiğim bir film. (coenler şu ana kadar beni yanıltmadı)

  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP