13 Şubat 2009

Issız Adam


Bu filmin vizyona girdiğinden bile habersizdim. Abim izledikten sonra söylemiş, kimin filmi ki o demiştim. Üretkenliği şaşırttı ve sevindirdi Cağan Irmağ'ın. 
Şimdi abim bu filmi fazlasıyla sevmişti. Sanıyorum o gün tek gitmesinin de bunda etkisi var. filmi herkesten sonra izledim. Önyargılarım vardı. Sonbahar'dan fazlasıyla etkilenmiştim ve pop ikonu haline gelen bu film beni hiç çekmemişti.

Filmi izleyince aklımda oluşan ilk şey, gerçekten bir Hollywood filmi gibi formülize edildiğiydi. Tüm film sadece etkileyici son 10 dakika için çekilmişti. Amaç bizi ağlatmak, duygulandırmak, kızdırmaktı. Ben sanırım samimi bulamadım. Babam ve Oğlum'da da bunu yapmıştı aslında. Yabancısı değildik, ama o senaryosu, oyunculuklarıyla oldukça öne çıkan vasat üstü bir filmdi. Issız Adam için maalesef böyle düşünmüyorum. 

Filmin modern erkek üzerine nispeten doğru tespitleri var tabi ki. Ama yaratılan karakterin de çok bizden olmayacağını düşünüyorum. Tamam, eskiler kadar sabırlı değiliz ilişkilerde, istekli de değiliz. Tüketim toplumunun kölesi olmuşuz ilişkilerde de. Ama bunu hızlı tüketilecek bir filmle anlatmak da manidar gibime geliyor. Hatta Hollywood'un tükettiği bekar, maharetli, hatta aşçı erkek figürü oldukça etkili. 

 ‘Donmak üzeresin, tatlı bir uykuya kapılıyorsun, halbuki öldüğünün farkında değilsin.’ Aynen öyle. Çağan Irmak’a, belli bir iç pazara hitap eden, eli yüzü düzgün tabir edilen filmlere gözyaşı dökecek seyirciyle birlikte iyi uykular dilemeli. 


1 yorum:

missipisi 9 Ağustos 2012 14:18  

ben bir de bu filmi 2 kez izledim. sinemada.

  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP