14 Şubat 2009

Hunger


Yukardaki sahnenin bir öncesinde oyuncular 17 dakikalık kesintisiz bir performans sergiliyorlar. Uzun süre akıldan çıkmayacak bir "hayat" diyalogu.

2000'li yıllarda Türkiye'deki ölüm oruçlarını hatırlıyorum. Hiçbiri bu filmde olduğu gibi gösterilmedi. Hatta unutulması için bahsi bile geçmiyor. Boşa mı öldü 122 kişi demeden geçmiyor aklımdan? 

Hunger ile ilgili en çok şaşırtan şey, belki ilk defa bir İRA filminde bazı İngilizlerin de insan oldukları vurgulanmış. Zaten sadece sesiyle bile bizleri irkilten Thatcher yeterince insanlıktan uzaktı.  

Yönetmen olayları gerçek anlamda tüm çıplaklığıyla gösterirken hiç acite etmeden hikayesini anlatıyor bize. İçimizde muhteşem bir öfke oluşuyor. Ani değil bu öfke. Sindire sindire. Hayat ile ilgili bir tartışmayı, özgürlük olmadan bir anlamı olmadığını, bunun üzerine yeryüzünün en uzun sekansını bile çeksek ölümün anlamsızlaştığını ve film bitince bu ölümün asilliğini düşünmüyoruz. Tek şey kalıyor. Özgürlük ve hayat. Ülke ve Özgürlük.  Öfke ve hayat. Sadece öfke.

Not : Filmi Türkiye'de Alper Özcan vizyona sokabilmek için uğraşmış ve bunu da başarmış. Vizyona giriyor. Alper Özcan ki Sonbahar filmi ile bu ülkede en sessiz çığlığı atmayı başarmış ve ilk defa ölüm oruçlarına değinmiştir. Sonbaharı sonra yazacam. 

Puanlama -->     Ben: 8
                              Abim: 7
                     Ortalama: 7,5


1 yorum:

cüzzamlı melek 5 Ağustos 2009 08:03  

izlediğimde türkiyeye gelmemişti daha. öyle bişiydi işte. etkileyici. cesur.. ama bizde salak amaçlara alet edilmesine de üzüldüğüm bi film.

  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP