25 Aralık 2009

Hakan Günday'a açık mektup

Sevgili Hakan Günday,

Nasılsın?
Eşin nasıl?
Evdekiler?
Keyifler?
Antalya?
İstanbul?
Asil?
Ekber?
Sana kızgınım. Beni göt gibi bıraktığın için kızgınım tabi ki. Sen ne sandın?

3-4 kitabını okudum. Kinyas ve Kayra'dan beri de seni çok (ama çok) severim.Modern Türk edebiyatının salt zeka parıltısı değil ebedi! derinlik, yan öykülerle ve üslubun olgunluğuyla olması gerektiğine inanıyorum (pek çok yeni Türk romanının sabun köpüğü olduğunu düşündüğüm için). "Bir" düşünceden ibaret değil kitapların.

İşte bu önyargılarla okudum kitabını. Ne askerlik yaptım ne de yakın zamanda yapacağım. Ama yaşım gereği zamanın yaklaşması ve kaçışın olmamasının verdiği stresle o günü bekliyor ve bu mektubu yazıyorum.

Bu ülkedeki herşeyi, asker, devlet, türk, kürt erkek, kadın, devlet, korucu, terörist, asker, anne, baba, ordu, Atatürk konumlandırması demeden eleştirdiğin (belki sövdüğün) kitap neden sonra bambaşka bir hal aldı (karakter, olay, durum değişince bunlar da değişmez deme. Vian okumuşluğum var). Olmalı mıydı bu?Ziya Hurşid gerçeğini öğrenmeli, Atatürk'ü sevmeli ve askerliğin kötü olduğu tek yerin sağlıksız(?) bir beyin olduğunu mu görmeliydik? (Lan 200 sayfa eleştirdim herşeyi, birşey demedin. son 30-40 sayfaya mı laf ediyon dersen evet derim. Sıçıyosan ağzına birinin gerçekten sıç derim)

Bir film var Hakan Günday. Stranger Than Fiction. Bildin mi? Şöyledir kısaca, adamın biri gaipten sesler duyar. O ses adamın hayatını "dış ses" olarak anlatmakta ve maalesef bir süre sonra öleceğini söylemektedir (Orhan Pamukvari peşin ölüm habercisi dış ses tadında). Adam bir kitabın içinde olduğunu fark eder, yazarı bulması için bir edebiyat proeföserüne gider, anlatır herşeyi. Proföser bakar ve derki "bu kitabın bir şaheser olması için senin gerçekten ölmen gerekiyor". Adam yazarı arar ama sonunda da ölümü kabul eder. Bir gün. Bam. Otobüs çarpar.

Biz de bu kabyllenişle izleriz. Bilmemize rağmen herşeyi adamın ani ölüşü bizi fren yapmadan duvara çarpan bir araba gibi yapar. Sarsılırız ve "bu bir şaheser, sonunu bildiğim şeyi anlattığı gibi bitirdi" deriz. Sonra ne olur biliyor musun? Adam hastanede ayılır. Ölmemiş. Kitabın yazarı acımış son anda. Ne olduğunu biliyorsun bence? Kitap şaheser olma şansını yitirince film de otomatik olarak yitirmiştir. Tabi ki yönetmen aptal değil. Belki "ben şaheserimi yaptım ama Hollywood'dayım ve sizi mutlu uğurlamak istedim" der. Filmi seversin yine de. Lakin son 15 yılın en iyi 15 filmi arasına koymazsın.

Sen tabi ki bize filmin sonun %100 mutluluk vermiyorsun. Ama olgunluğuyla şaheser olan kitabınının sonunu bir düşünceden (yaratıcı ya da hastalıklı farketmez) ibaretmişçesine bağlaman ve kitap yeterli etkiyi yaratmıyormuş gibi, sonda sağ gösterip -bir de- sol vurman hoş değil.

Buna niye takıldın dersen, bir zihnin içindeki hikayenin içinde başka bir hikaye olmasaydı fena olmazdı aslında derim. Nasıl? Bence öyle olurdu? Tamam sen biliyorsun zaten.

Sana haksızlık ettiğimi biliyorum -umrunmuş gibi. İyi bir kitap olduğunu da biliyorum Ziyan'ın. Ama insan sevdiklerine daha çok kızıyor Hakan Günday. Herley hem onun hem kendi için daha iyi olsun istiyor.


Not: "Sıradan bir çizgi filmin bir çocuğun balkondan atlamasına neden olan etkinin onda birini yetişkinlere verebilmek için romanlar yazıyorum" demişsin. Atlatır, intihar ettirtir mi bilmem ama gerçekçilik hissini arttırmak için yaptığın "ürün yerleştirmeler" etkili oluyor. Tesadüfi olabilir - ama bir arkadaşım kitaptan hemen sonra "stan smith" ayakkabı aldı, ben bir iki şarkı dinledim ve kitabı okuyan herkes son satırlardaki "asil"den sonra yan sayfadaki "azil" reklamını görünce gitti aldı. Ama başarılı ve olumlu olduğunu belirtmek isterim.

Herşey için teşekkürler.

Porco Rosso


5 yorum:

missi 25 Aralık 2009 20:18  

gariptir. benim de sonunu en cok sevdigim hakan gunday kitabi olmustu.

ama bence, yine de once azil okunmaliydi. belki de o nedenle, sonu bana daha guzel gelmisti.

Sakallis 26 Aralık 2009 13:34  

Azil'i oku. Sakallis ormanda 10 buyurgan gücündedir =)

Porco Rosso 27 Aralık 2009 13:30  

öncelikle bir kitabı anlamak için (seri olarak yazılmamış) başka bir kitabı okumayı kabul etmiyorum.

ve sen biliyosun sakallis, kitabı okuma sırasındaki heyecanımla sonundaki arasında fark vardı. zaten sıkıntı o.

azille alakalı değil yani.
ama okurum illa ki onu da.
olsun. hakan da biraz benim isteklerime cevap versin canım.

csyasoo 9 Ocak 2010 15:33  

Stranger than Fiction'ı indirdim izlesem mi ? :D

Porco Rosso 9 Ocak 2010 15:51  

durduğun kabahat.

pek keyifli iyi filmdir.
biraz spoiler var yazı da ama olsun artık :)

  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP