16 Mayıs 2009

Choke



Chuck Palahniuk en sevdiğim yazarlardan biriydi. Biriydi son iki kitabına kadar severdim. Fihgt Club ve Gösteri Peygamberi çok sevdiğim kitaplardan birkaçıydı. Tabi Choke da okurken sürükleyiciliği ve alt metin zengini hikayesiyle başkaydı. Sevmemek zordu yani.  Ama sonra "Kaçaklar ve Mülteciler" ardından da "Ninni" adlı kitaplar yazdı ki biri fazlasıyla kişisel biri fazlasıyla sıkıcıydı. Tam bunları düşünürken filmi çıkageldi "Choke"un. Filmin yönetmeni Clark Gregg. Kimdir bu adam? "New Adventures of Old Christine" adlı dizideki eski ve yeni Christine'lerin birinin eski birinin yeni kocası olan adam. Hani şu sarışın bir işe yaramaz görünen. Tabi tek işi bu dizi değil. Iron Man, (500) Days of Summer, Magnolia gibi filmlerde de aktörlük yapmış biri. Ve tek sıkıntı filmi onun çekmesiyle ilgili. Onun ilk yönetmenlik denemsi olması. 



Filme gelecek olursak; Victor Mancini, Colonial Williamsburg'da dönem canlandırılan canlı tarih müzesi gibi saçma bir yerde bir karakteri canlandırmaktadır. Victor'un bir problemi vardır. O bir sex bağımlısıdır ve bunun için terapilere uğramakla beraber çevresinden birlikte olmadığı kadın kalmamıştır. Köşe bucak onlardan kaçmak da ayrı bir sorundur. Ayrıca restoranlarda kasten yemek borusuna yiyecek kaçırarak etraftaki birilerinin kendisini kurtarmasını sağlamaktadır. Böyle o insanlar onu kurtarmakla kalmayıp genelde para da vereceklerdir. Başladıkları birini kurtarma misyonunu devam ettirerek kendilerinin kahramanlaştıracaklardır. Victor fazla parayla da akıl hastanesinde yatan annesine bakmaya çalışmaktadır. Ida ise onu bile hatırlamamaktadır. Çocukluğu sırasında Victor'a bakamayacağı için, bakıcı aileye verilince onu kaçıran ve manik serüsevlerine oğlunu da sürtükleyen Ida. Genç doktor Paige Marshall ise bir tedaviyle Ida'yı kurtarabilceğini söyler. Victor annesinin günlüğünü bulur ve Paige İtalyanca olan bu günlüğü Victor için çevirmektedir ve günlükte Victor'un bir babası omadığı ve kutsal şekillerde dünyaya geldiğinin yazdığını belirtmektedir.  Sonuçta deli hastanesindekiler de Victor'un yarı-isa olduğuna inanır, ardı süreçte anne ölür ve polis yanlışlıkla Victor'u suçlar. Tabi birkaç detay daha var finalde. Atlıyorum heyecanı kaçmasın diye.



Ben böyle algılamış olasam da film Sam Rockwell'in etrafında şu şekilde şekilleniyordu; yarı-isa olduğuna inanılan Victor böyle olmayacağını ispatlarcasına pis, ahlaksız işler yapıyordu. İşte filmin ve Victor'un en güzel yanı buydu. İyi olmak kaygısı güdmüyordu. Derdi 12 adımlık temizlenme terapisini tamamlamaktı. 

Choke, David Fincher'ın Fight Club'u gibi  90ların nihilizmi şeklinde aktarılmıyor. Oyuncu-yazar-yönetmen Clark Gregg daha eğlenceli ve kısa bir film yaratmış. Ama ben filmin bu yönlerinden ziyade anne oğul ilişkisinin abartılı kullanımında rahatsız olduk. Film bir andan Victor'dan Ida'ya kayıyor. Angelica Huston'un rol çalmaları olsun yönetmenin bariz üstüne düşmesi olsun beni biraz sıktı. Bir şeyleri bulmak için çocukluğunu inmek bu kadar çok gereksiz geldi. Gerçi kitabı çok önce okudum ama bundan daha akıcı, keyifli ve hareketli gelmişti.  Ayrıca nerdeyse tek derdi sex olan bir filmde bu kadar üstü kapalı bahsetmek, görsel zenginliğe büründürmemek o filmi acı. 

İyi bir yazardan uyarlanan iyi bir film için ise, Bukowski'nin Factotum'unu Bent Hamer'dan izleyin. 

6 yorum:

öz 17 Mayıs 2009 15:14  

Film ekiminde 24.00 seansında en ön sıradan izlemiştim filmi.kitabını okuyana kadar gayet güzeldi film benim için.daha sonra Chuck'ın diğer kitaplarına sardım zaten. ama öyle kitaptan böyle film, olmamış cidden. Gösteri Peygamberini bilmem ama Görünmez Canavarları biri film yapmaya çalışırsa kafayı yer gibi :D

Porco Rosso 17 Mayıs 2009 23:43  

görünmez canavarlar da mükemmeldi. unutuşum ona değinmeyi. ama filmi kesin yapılabilcek bir film. otomatik portokallar, parfum ve trsitam shandy bile çekildi, o kesin çekilecektir.

capoupascap 20 Mayıs 2009 22:56  

clark gregg'i the new adventures of old christine'de çok beğenirim; fakat choke bende beklediğim tadı bırakmadı. filmi izleyince ne güzel diyebildim, ne de kötü. orta yerde kalan ve yorumlaması zor bir film sanki; ama kesinlikle palahniuk'un kitaplarındaki karanlık karakter profilini başarıyla sunmuş, o kısma bir sözüm olmaz.

Porco Rosso 20 Mayıs 2009 23:47  

bilmem karakterden çok anne karanlıktı ve beni yordu. sıkıcı tek yanı belki oydu ama yine de çok da etki ettiğini düşünüyorum. hatta mağdem angelica huston'a para verdik oynatalım be. yanmasın para demişler gibi olmuş.

cüzzamlı melek 17 Haziran 2009 19:41  

bu adamı bi ben mi sevmiyorum ya?
bi de bukowskiyle filan kıyaslamazlar mı?
yok daha neler...

Porco Rosso 17 Haziran 2009 19:49  

palahniuk bence ilk dönemiyle ne kadar göz dolduruyorsa son kitaplarıyla o kadar büyük düşüşe geçmiştir.
bukowskiyle kıyaslamak oldukça yanlış gözümde.üslup, hikaye herşeyleri farklı sonuçta.

ama bence de bukowski>palahniuk

  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP